Antik çağda yaşayan insanların bu yöntem vasıtasıyla evlilikten ticarete, yolculuktan hastalıklara kadar pek çok hayati konuda yanıt aradığı anlaşıldı. Beş küçük hayvan kemiğinin tıpkı bir zar gibi atılmasıyla çalışan bu sistemde, çıkan sonuca göre taşın üzerindeki yorumlardan uygun olanı okunuyordu.
BEŞ KEMİK ATILARAK 56 FARKLI YANITTAN BİRİNE ULAŞILIYORDU
Araştırmacıların incelediği bu antik fal sisteminde genellikle koyun, keçi veya buzağıların ayak bileği kemikleri kullanılıyordu. Zar işlevi gören bu kemiklerin dört yüzü ise sırasıyla 1, 3, 4 ve 6 sayısal değerlerine karşılık geliyordu.
Fal bakmak isteyen kişi beş kemiği aynı anda havaya fırlatıyor, ardından kemiklerin hangi yüzlerinin üste geldiğine bakarak ortaya çıkan sonucu taşın üzerindeki yazılarla eşleştiriyordu. Böylece ulaşılan 56 farklı yorumdan biri seçilerek, kişinin merak ettiği konuya ilişkin doğrudan bir yanıt okunuyordu.
Bu yanıtların bazıları yapılması planlanan bir işin olumlu sonuçlanacağına işaret ederken, bazıları ise daha dikkatli olunması veya doğru zamanın beklenmesi gerektiğini söylüyordu. İnsanlar da aldıkları bu yorumlara göre yolculuk, ticaret ve günlük yaşamlarını ilgilendiren kritik konularda kararlar vermeye çalışıyordu.
TAŞ ANIT DAHA SONRA BİR ŞAPELİN DUVARINDA KULLANILMIŞ
Yaklaşık 1,24 metre yüksekliğindeki bu taş anıtın, başlangıçta Kibyra Antik Kenti'nin çarşı ve toplantı alanı olan agorada bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak anıt, ilerleyen yüzyıllarda ilk işlevini yitirip farklı bir amaçla kullanılarak bir şapelin duvarına yapı malzemesi olarak yerleştirildi.
Dört bir yüzeyinde Antik Yunanca yazılar barındıran taşta, fal yorumlarının yanı sıra dönemin mitolojik tanrılarına ilişkin ifadeler de yer alıyor. Özellikle yolculuk ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes'in adının sıkça geçmesi, bu fal yönteminin insanların günlük kararlarıyla olan doğrudan bağlantısını açıkça ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, Kibyra'daki bu yazıtları Anadolu'nun başka antik kentlerinde bulunan benzer örneklerle de titizlikle karşılaştırdı. Yapılan incelemelerde Kremna ve Termessos'taki yazıtlarla belirlenen benzerlikler, kemik atarak fal bakma geleneğinin yalnızca Kibyra'ya özgü olmadığını gösterdi.
2024 yılında bulunan bu anıtın üzerindeki yazıların çözümlenmesiyle, Roma döneminde insanların geleceklerine ilişkin sorularına nasıl yanıt aradığı ve bu amaçla kullandıkları fal sisteminin ayrıntıları çok daha iyi anlaşılmış oldu.
Şenkal Kileci, Nihal Tüner Önen ve Şükrü Özüdoğru tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları, Gephyra adlı akademik dergide yayımlandı.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.