TRAVMANIN NESİLDEN NESİLE AKTARIMINI DURDURMA
Bir ailede travma yaşandığında bazen olayın kendisi değil; korku, güvensizlik, aşırı kontrol, suskunluk, öfke, utanç, duyguları bastırma ve “hayatta kalmak için böyle davranmalıyız” inancı kuşaktan kuşağa taşınabilir. Örneğin çocukken sürekli tehdit altında büyüyen bir ebeveyn, kendi çocuğu güvende olduğu halde onu aşırı kontrol edebilir. Çocuk da dünyayı tehlikeli olarak öğrenebilir.

Travmanın nesilden nesile aktarımını “yıkmak”, geçmişte yaşananları silmekten çok, travmanın oluşturduğu ilişki, düşünce ve davranış kalıplarının bir sonraki kuşağa aktarılmasını durdurmak anlamına gelir.
Bir ailede travma yaşandığında bazen olayın kendisi değil; korku, güvensizlik, aşırı kontrol, suskunluk, öfke, utanç, duyguları bastırma ve “hayatta kalmak için böyle davranmalıyız” inancı kuşaktan kuşağa taşınabilir. Örneğin çocukken sürekli tehdit altında büyüyen bir ebeveyn, kendi çocuğu güvende olduğu halde onu aşırı kontrol edebilir. Çocuk da dünyayı tehlikeli olarak öğrenebilir.

Bu döngüyü kırmanın ilk adımı “Bu
duygu gerçekten bugüne mi ait, yoksa geçmişten mi geliyor?” sorusudur. Ebeveyn kendi korkusunu çocuğun gerçekliğiyle
karıştırmamayı öğrenir. “Ben korkuyorum” ile “Çocuğum tehlikede” aynı şey
değildir.
İkinci adım, ailede konuşulmayanı konuşabilmektir. Geçmişte yaşananları çocuğa bütün ayrıntılarıyla aktarmak gerekmez; ancak yaşananların inkâr edilmemesi önemlidir. “Bizim ailemiz zor şeyler yaşadı ama bunların hepsi senin kaderin değil.” mesajı çocuğa güven verir.
Üçüncü olarak ebeveyn kendi duygusal tepkilerini düzenlemeyi öğrenmelidir. Çocuğun ağlaması karşısında öfkelenmek, hata yaptığında aşırı cezalandırmak veya sürekli kontrol etmek yerine, durmak–duyguyu fark etmek–ihtiyacı anlamak–uygun tepki vermek yeni bir aile modeli oluşturur.
Travmanın aktarımında bağlanma ilişkisi de önemlidir. Çocuğun duygularının görülmesi, güvenli sınırlar konulması, hatalarının tolere edilmesi ve gerektiğinde özür dilenmesi, “dünya tamamen tehlikeli bir yer” algısının değişmesine yardımcı olabilir.
Terapi açısından da travmanın işlenmesi önemlidir. EMDR, travma odaklı BDT, şema terapi ve bazı durumlarda duygu odaklı yaklaşımlar, kişinin geçmiş deneyimlerinin bugün üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olabilir. Amaç geçmişi değiştirmek değil; geçmişin bugünkü davranışları yönetmesini engellemektir.

En önemli dönüşüm şudur:
“Bana yapılanı çocuğuma yapmayacağım.”
yerine
“Bana yapılmayanı da çocuğuma vermeyi öğreneceğim.”
Çünkü kuşaklararası travma yalnızca acının aktarılmasıyla değil, güvenin, duygusal farkındalığın, sınırların ve sağlıklı ilişki kurmanın öğrenilmesiyle de dönüşebilir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.