Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen “Yeni Ekolojik Gündem: Haklar, Mücadeleler ve Hukuki Düzen” başlıklı sempozyum, 31 Ocak–1 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Sempozyumda; deprem sonrası Hatay’da yaşanan sorunlar da ele alındı.

Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi’nde iki gün süren sempozyumda; yaşam hakkı, özel hayata saygı hakkı, yargı süreçleri ve hak ihlalleri, mülkiyet hakkı, kent hakkı ve doğa hakları konuları, çevre ve kent hukuku perspektifinden bütüncül biçimde ele alındı.
Sempozyumun açılış konuşmalarını TBB Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir, TBB Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Koordinatörü Av. Kemal Aytaç ile Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Sözcüsü Av. Nur Hilal Gündüz gerçekleştirdi. Açılış konuşmalarında, Türkiye'deki çevre mücadelesinin dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin vurgularda bulunuldu.

Etkinliğe; TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir, TBB Genel Sekreteri Av. Ahmet Erdem Ekmekçi, TBB Saymanı Av. Ramazan Erhan Toprak ile TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyelerinin yanı sıra İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sendikaların başkan ve temsilcileri, meslek odalarının temsilcileri, siyasetçiler, barolardan temsilciler ile meslektaşlar katıldı. Sempozyumda; Hatay’ı temsilen Hukukçu, akademisyen Dr. Neval Oğan Balkız, Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu, Dikmece Direnişinin Avukatı Ecevit Alkan ve Aktivist Meryem Olgar da hazır bulundu.

SAHADA DAYANIŞMAYA ÇAĞRI
TBB Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir açılış konuşmasında, Türkiye'de kent ve çevre hukukuna ve çevre hakkına ilişkin bilincin gelişmesinde baroların, avukatların, sivil inisiyatiflerin ve meslek odalarının mücadelesinin önemine dikkat çekerek; baroların çevre ve kent hukuku komisyonları ile TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu’nun sahada ve yargısal süreçlerde çok etkili hukuk mücadelesi verdiklerini kaydetti.

TBB Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Koordinatörü Av. Kemal Aytaç da toplumsal yaşamımızda "kadın mücadelesi" ile "çevre ve doğa mücadelesinin" en başat iki konu olduğunu vurguladı. Önümüzdeki süreçte bu alanlarda daha çok çaba gösterilmesi gerektiğini kaydeden Aytaç, bu mücadelede yer alan kurum ve kişilerin birlik ve dayanışma içinde olmasını sağlamak gerektiğini söyledi. Aytaç, çevre haklarına ilişkin lokal düzeyde kalan mücadelelerin zaman zaman sonuç alsa da büyük ölçüde akamete uğradığını belirterek; bu nedenle sempozyumda yapılacak teorik konuşmaların hayata, mücadeleye, dayanışmaya ve sahaya yansımasının önemini vurguladı.

Türkiye’nin doğal kaynaklarının, tarım alanlarının hukuka aykırı şekilde ve sınırsız olarak, “özelleştirme ve acele kamulaştırmalarla” yağmalanmasının oluşturduğu ekolojik yıkımlar ve bunların yol açtığı; yaşam hakkı, sağlıklı çevre hakkı, barınma ve mülkiyet hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ve kişi güvenliği hakkı gibi hakların konuşulduğu sempozyumla ilgili kendi sosyal medya hesabından paylaşan Hataylı Hukukçu ve akademisyen Dr. Neval Oğan Balkız, özel yaşam başta olmak üzere kültürel ve tabiat mirasının korunması ile ondan yararlanma hakkı gibi konular üzerinde görüşler sunulduğunu aktardı.
Toprak, kıyı ve ormanların korunması ilkesinin ihlal edilmesi sonucu ortaya çıkan sonuçlara karşı geliştirilen ve yürütülen hak ve hukuk mücadelelerinin önemine de işaret edilen sempozyumda, oluşan içtihatlar, eksiklikler ve halkın geliştirdiği dayanışma biçimleri üzerinde yapılan görüşmelerin önem arz ettiğini ifade eden Dr. Balkız, bu kapsamda Hatay’da deprem ve sonrasında yaşanan çevre yıkımının, adeta fırsata çevrilen deprem olgusunun nasıl gerekçe haline getirildiğinin de sempozyumun ana başlıkları arasında yer aldığını söyledi.
Bütünsel insan hakları ihlallerine dönüşen hukuka aykırı uygulamalar ile Hatay'ın parsel parsel maden ocaklarına teslim edilmesini, moloz doküm alanı haline getirilen tarım alanlarını, inşaat alanı haline getirilen zeytinlikleri, plansız ve kontrolsüz mantar gibi çoğalan beton santrallerinin ve oluşturdukları tozların solunamaz hava ve su kirliliğini sempozyum gündemine başarılı bir şekilde aktaran Nilgün Karasu’ya, Dikmece halkının haklı mücadelesini paylaşan Meryem Olgar’a ve üç yıldır alanda yürütülen hukuk süreçlerinin özverili emektarı Av. Ecevit Alkan’a teşekkür eden Dr. Balkız, “Yurttaşlarımızın yaşamını, özellikle de tarımsal üretim biçimini sürdürülemez hale getirilmesi, rezerv alan, riskli alan uygulamaları, keyfi ve ilgili mevzuata aykırı uygulamalar ile yurttaşlarımızın haklarının ihlal edildiği noktasında mücadele eden tüm dostlarımı kutluyorum” dedi.
Depremin 3. Yıl dönümü haftasında; “Unutmadık, unutmayacağız" diyerek, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının korunması için mücadele edeceklerinin sözünü veren Dr. Balkız, “Yaşam güvenliği olan, deprem dirençli bir şehir, deprem dirençli bir toplum, sağlıklı bir çevre ve herkesin mülkiyet ve barınma hakkının gereğinin, insan onuruna yaraşır koşulların ve ‘adalet hakkının’ yerine getirildiği bir toplumsal yapı istiyoruz! Bunun mücadelesini birlikte vermeye devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmacılar, ülkenin dört bir yanındaki doğa yıkımlarına ve maden talanına karşı hukukçuların, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel halkın sergilediği direncin hayati önemini vurgulayarak; çevre hakkı mücadelesinin sadece hukuki bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma ve insan hakları meselesi olduğunu ifade etti.
