Orta Doğu'da emperyalist müdahalelerin, mezhepçi saldırıların ve savaş politikalarının yol açtığı Alevi soykırımına karşı 3 Ocak Cumartesi günü saat 14'te gerçekleştirilecek buluşma ile ilgili paylaşım yapan Hukukçu ve Akademisyen Neval Oğan Balkız, "Savaşa, mezhepçi nefrete ve soykırım politikalarına birlikte ses çıkarıyoruz" temasıyla Yayladağı Sınır Kapısı önünde buluşacaklarını söyledi.

ACI ÇEKENLER Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, gibi çok sayıda Alevi derneklerinin bir araya geleceği buluşma ile ilgili görüşlerini açıklayan Balkız, Suriye'de cihatçı, mezhepçi, selefiliğin gerçekleştirdiği katliam ve vahşetin sürdüğünü, özellikle hedef haline getirilen başta Aleviler olmak üzere Hıristiyanlar, Süryaniler, Ermeniler gibi azınlıkların da acı çektiği gibi öldürülmeye de devam edildiğini anımsattı.

İÇ SAVAŞ TEHDİDİ Saldırıya uğrayan evleri, malları yağmalanan Aleviler olmak üzere azınlıkların yerlerinden sürüldüğünü de belirten Balkız, "Özellikle Alevilere karşı sistematik insanlık suçları işlenmeye devam ediyor. 26 Aralık 2025 tarihinde Humus' ta Alevilerin Camisi bombalanıyor, bir çok insan parcalanarak can veriyor, bu tehdit ve katliamlara karşı Tartus ve Lazkiye'de barışçıl gösteriler gerçekleştiren sivil halka ateş açılıyor, insanlar öldürülüyor. Kadim kültür ve tarihsel zenginliği, çok dinli, çok dilli, farklı felsefi düşünüş, inanç ve mezheplere mensup insanların bir arada yaşadığı laiklik anlayışı, seküler toplumsal yapısı, uzun tarihli devlet geleneği olan ve Türk halkıyla yakın tarihsel, kültürel ve akrabalık bağları bulunan Suriye halkı, etnik, dinsel, mezhepsel savaşların, ekonomik ve politik çıkarlar üzerinden rekabete dönüştürülmesiyle, ‘sürdürülebilir bir iç savaş’ tehdidi ve koşulları altında!" dedi.

KAÇIRILAN KADINLAR Suriye'de yaşanan öldürümler, sistematik insanlık suçları, şiddet, özellikle Alevilere yönelik yaşanan ve yaşanmış olan; kasten öldürme, işkence olaylarına dikkat çeken Balkız, uluslararası yetkili kurumlar olan Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Milletler Suriye Araştırma Komisyonu raporlarını da hatırlatan Balkız, hukuksal olarak belgelenmiş olan kadınlara yönelik sistematik kaçırmalar, toplu tecavüz, yargısız infaz, Alevi bilim insanlarını katletme dini/mezhepsel temelde aşağılama, yağma, mal varlığı ve tarım alanlarının yakılması gibi insanlık suçlarını da hatırlatarak, "Humus'ta olduğu gibi ana sulama kanallarının kesilerek sussuz bırakma, Şam'da Sümeyriye Mahallesinde olduğu gibi zorla tehcir ettirme, sağlık tesislerine saldırı vb.) insanlık suçları karşısında, kınama açıklaması dahi yapmaktan kaçınılıyor. Bu yüzyılın en büyük trajedilerinden biri karşısında insanlık, 'bilinçli körlük' sergilemeyi, ortak onur değerini kaybetmeyi sürdürüyor! Tarihsel bağlamları da içeren bir mezhepsel yaklaşım ile Suriye'de 'öldürülebilir ötekinin Alevi, Hıristiyan, seküler olduğu' konusunda, zihinsel bir ortaklığın sessizliği sürüyor!" diyerek, emperyalizmin Ortadoğu’yu ve özelde Suriye’yi paylaşma planının bu zihinsel doğrulamaları mı işleyeceğini sorguladı.

Suriye’deki rejimin; Nusayrilere/Arap Alevilerine ait olmadığını, hiç bir zaman da olmadığını belirten Balkız, "Eski rejimin Alevilere ait olduğunu iddia edip, bu gerekçelerle Alevileri 'öç alınacak hedef' gösterenler, 'eski rejim kalıntıları' diye yaftalayanların, tarihsel ve güncel gerçekliği çarpıttığını belirterek, oluşturulan bu algılarla vahşete gerekçe oluştururken, yeni katliamlara da yol açtığını söyledi.

Yaşananlar karşısında, susukunluğu bozmanın bütün halkların sorumluluğu olduğuna da değinen Balkız, paylaşımını şöyle tamamladı: "Bizler kendi ülke yönetimimizi sorumluluk almaya çağırıyoruz. Etkin ve sürdürülebilir onlemler alınsın 'Suriye'de Katliamlar Dursun' çagrısında bulunuyoruz! Suriye Halklarının 'yeter artık' diyerek yinelediği, yaşam güvenliği başta olmak üzere tüm taleplerine ve sesine sahip çıkıyoruz."
