EXPO HATAY’DA BAŞARILI OLABİLMEK!..

Farklı inanç ve kültürlerin harmanlandığı, medeniyetler kavşağı Hatay, şu günlerde birkaç aşamalı sınava hazırlanıyor. Dün ilk olimpiyatlara ev sahipliği yapıp, sonra olimpiyatları yapamayacak duruma gelen Antakya gibi… 2000 yılında Papa II. Jean Paul’un ziyaret edeceği belirtilen dünyanın ilk mağara kilisesi Sen Piyer gibi...

Bu cümleler karamsarlık ifadesi sayılmamalı… Yapılacak büyük işler, ayrıntılar yüzünden başarısızlığa uğramamalı. Özetle; Bilinçli bir karamsarı, bilinçsiz bir iyimsere tercih ederim.

2000 İnanç Turizmi Projesi de, Türkiye projesiydi. En önemli destinasyonu Hatay’dı. Papa gelir mi gelmez mi diye diye zamanı boşa harcadık.  Papa geçtiğimiz aylarda Irak’ı ziyaret etti, demek ki gidebiliyormuş!.. Sözün özü; o günlerde başlarken sınıfta kalmıştık, Expo’da sınıfta kalmamak için lütfen daha pratik çözüm yolları…

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç.Dr. Lütfü Savaş’ın, Hatayspor’u Süper Lige çıkması ile ilgili “Başarı tesadüf değil” sözünü hatırlarsak, başarıya odaklanmak ve başarıyı elde etmek bir mücadele ister. Bu mücadeleyi başaralı olanları seversin, sevmezsin, farklı düşünürsün, kıskanırsın, hatta düşman bile kesilirsin ama bir şeyi değiştiremezsin. Sonuç başarılı ise alkış tutulmalısın… Yani, Bükemediğin eli öpeceksin. Gelelim Süper İl meselesine… Süper Lig İli olmak, Süper Lige çıkmak kadar zor bir iş, emek ister, mücadele ister. Sözünü ettiğimiz mücadele yapılmış mıdır, elbette hayır. Halen sen-ben meselesi ile Hatay, siyasilerin yap-bozu, oyuncağı gibi…

Bir kentin yöneticisi olarak önemli olan hangi meslekten olduğu değil, yönetme ve yönetebilme pratiğidir. Bilgi, her dönemde altın bileziktir. Bilgi olmadan fikir sahibi olunmaz. Yanlış söylemek istemiyorum ama sanırım bir tek bizim ülkemize mahsustur. Hayatında bomba diye oyun topunu tutmaktan korkan, eli kesilecek diye bıçak tutmayan, karanlıktan korktuğu için sinemaya gitmeyen insanların, göreve gelince her konuda uzman ve otorite kesilmesi.

 

Gelelim şimdi Expo 2021 Hatay’a…

“Medeniyet Bahçesi” olgusu ciddi bir kavramdır. Antakya ve İskenderun’da seçilen yerlerin uygun olup olmadığı değil, bu organizasyon için geniş ufukları aynı çatı altında buluşturabilmektir. Yapılan çalışmalar yeterli mi yetersiz mi noktasında da değilim. Zaten yapanlar da yeterli olduğu iddiasında değil. Start verilip, eksik ya da hatalar oluştuğunda şimdiden yanıtımız; “Yeteri kadar destek alamadık!. Paramız olsaydı, onu da yapardık vs.” olmasın diye önerilerimi sunuyorum.

Expo Hatay için kesinleşmiş özel bir model, etkinlik takvimi yoksa, neler yapılacağı önceden kesinleşmemişse elimiz ayağımız birbirine dolaşabilir. Kısırdöngülerden kurtulmanın yolu, geçici etkinlikler yapabilmektir. Fuar alanlarındaki etkinlikleri somutlaştırmaktır. Davet edilecek müzik grupları ve sanatçılar için öngörümüz olmalı. Film gösterileri için de aynı. Filmler Türkçe seslendiriliyorsa gelen yabancı ne anlasın sizin söylediğinizi… Kapalı alanların tercih edilmediği, sinemalara ilginin azaldığı bir dönemde açık hava gösterileri üzerinde yoğunlaşmalıyız…

Geçtiğimiz günlerde benim de aralarında olduğum Sanatçı ve Edebiyatçılardan oluşan bir heyet, Expo 2021 Projesini Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş’la görüşüp, Hatay’ın tanıtılmasında önemli bir yer tutacak Expo Projesiyle ilgili panel, sempozyum ve oturumlarla ilgili düşünceleri aktardık.

Arkadaşlarımız harıl harıl çalışmaya başladı. Şunu oturum başkanı yap, bunu konuşmacı diye. Dikkat ediyorum da hiç kimse bu işin finans boyutunu sorgulamıyor. Harcama kalemleri yokmuş gibi konuşuyoruz. Kaynağı oluşturulamayan proje en iyi proje de olsa desteklenme şansını yitirir. Bu da farklı bir pencereden bakmayı gerektiriyor.

Expo idare ve lokanta bölümünün olduğu binaların çatılarına güneş panelleri kullanılıp kullanılmayacağı sorusu, enerji harcamalarını azaltmak ve mevcut olan nimetlerden yararlanmaktı. Expo alanının biraz ilerisinde yer alan TOKİ ve dikey büyümeyi gösteren binaları görünce, yakın bir zamanda Expo alanını örümcek gibi saracak beton yığınlarından da endişe duydum. Sonradan öğrendim ki, üçgen evler projesi de konuşuluyor. Bu alanları imara açmak yerine Bungalov evler dediğimiz ahşap evler yaparak, konuklama konusuna yeni bir alternatif getirilebilir mi?

Bir başka konu; Hatay’a gelecek hedef kitlenin aradığını kolayca bulmasıdır. Expo alanına hangi ülkeden kaç kişi gelebilir, yaklaşık olarak bilmek ve düşünmek zorundayız. Kadın, erkek ve çocukların ihtiyaç duyabileceği ne varsa onlar hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Örneğin, “İçki satışı serbest, ancak isteyen açık alanlarda sigara içemeyecek. Sigara içecek olanlar için ayrılan bölümler var” gibi yapılacak açıklamalar, yapılacak etkinliklerin için de yaklaşık olarak şekillenmeliydi.

Uluslararası organizasyon olan EXPO’nun, Hatay’ın Dünya’ya tanıtımı açısından son yüzyılın en önemli çalışmalarından biri olduğuna inanmak ve inandırmak zorundayız. Arsuz’da yapılan HADO Projesi de Expo için ayrıca önemli bir fırsat. Mısır-Lübnan-Suriye-Ürdün-Filistin coğrafyasındaki edebiyatçı ve sanatçılarla kurulacak ilişkilerle ortak çalışma yürütülebilir mi, elbette. Üstelik savaşın konuşulduğu bir ortamda barış adına da anlamlı. Ancak geçmişte bu tür etkinliklerde çeviriye önem verilmediği için “Körler, sağırlar birbirini ağırlar” gibi etkinliklere dönüşmesinden dersler çıkarılmalıdır.

Expo alanındaki çiçek ya da ağaçlara çok özel bir tasarımla kimlik kartı koyulabilir. Olası sağlık sorunları için özel bir klinik ya da özel bir sağlık kurumuyla anlaşma sağlanmalıdır. Güvenlik için özel kıyafetler, bilgili ve güleryüzlü ekipler oluşturulmalıdır.

Expo Hatay Genel Sekreteri İhsan Çakar ve ekibinin özverili çabası var ancak yeterli değil. Acil olarak halkın bu konuda bilgilendirilmesi gerekiyor. Özellikle program hazırlığında olan yerel sanatçılar da… Onlar için önerilen ne? Bu tür etkinlikler bir-iki günlük çalıştayda genel hatlarıyla belirgin hale gelebilir.

Dikkat ederseniz, dünyadaki en büyük sorun; iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor. Birbirimizi yeteri kadar anlayamaz ve yanlış anlarsak, çabalarımız heba olur. Kısa zamanda etkinliklerle ilgili bir çıkmaza girildiğinde, herkes sirke içmiş gibi suratını asıp, sıkılabilir. Bunu önlemenin yolu acil olarak, kimin ne yapacağı, nasıl yapacağı ve ne zaman yapacağıdır. Aksi takdirde her yaptığımızda çıkabilecek en ufak sorunda, birbirimizi suçlama yoluna gideriz. Bu da Medeniyet Bahçesine yakışmaz.

Görünen şu ki, birkaç çatlak ses dışında hiç kimse bağcıyı dövmek değil, üzüm toplama derdinde...

Halkı bilgilendirdikçe başarılı olacağımız güzel günler yakındır.

 

 

 

 

 

Top