Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
11 Ekim 2026, Pazar
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Gündem (Ulusal)

Umut ışığı yandı

Beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin bozulması, hasar görmesi veya ilerleyici bir şekilde ölmesiyle ortaya çıkan hastalıklar, sadece bireyleri ve aileleri değil, tüm toplumu sarsıyor. Dolandırıcılık vakalarından dramatik istatistiklere kadar derinleşen bu kriz karşısında, 2026 Nobel Tıp Ödülü'nü getiren optogenetik teknolojisi bilim dünyasında yeni bir umut ışığı yaktı. Tıptaki bu devrim niteliğindeki gelişme, Türkiye'de 11 milyon 500 bin, dünyada ise 1 milyar kişiyi doğrudan ilgilendiriyor

10 dk okuma 0
Umut ışığı yandı
Haberler Keşfet Çaresiz hastalıklar için umut ışığı yandı

Beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin bozulması, hasar görmesi veya ilerleyici bir şekilde ölmesiyle ortaya çıkan hastalıklar, sadece bireyleri ve aileleri değil, tüm toplumu sarsıyor. Dolandırıcılık vakalarından dramatik istatistiklere kadar derinleşen bu kriz karşısında, 2026 Nobel Tıp Ödülü'nü getiren optogenetik teknolojisi bilim dünyasında yeni bir umut ışığı yaktı. Tıptaki bu devrim niteliğindeki gelişme, Türkiye'de 11 milyon 500 bin, dünyada ise 1 milyar kişiyi doğrudan ilgilendiriyor

Mehmet Çalışkan
Giriş: 11 Ekim 2026 - 09:11 Güncelleme: 11 Ekim 2026 - 09:11
Google’da haber kaynağınızı Habertürk olarak seçmek için tıklayın

Bir arkadaşımın babası Alzheimer hastasıydı. Ailece birçok sorun yaşadılar. O sorunlardan biri de babasının dolandırıcılar tarafından kandırılıp evini onlardan birinin üzerine geçirmesiydi. Uzun bir süre adliye koridorlarında hukuk mücadelesi verdikten sonra davayı kazanıp evi geri alabildiler. Arkadaşımın Alzheimer hastası babasının dolandırılması tek örnek değil. Hastalığından faydalanarak dolandırılan Alzheimer hastalarının sayısı hiç de az değil.

BASINA YANSIYAN BİRKAÇ ÖRNEK

♦ İstanbul'da yaşayan 86 yaşındaki Alzheimer hastası ünlü tiyatro yazarı Hatice Gülsün Kınal, para karşılığı bakımını üstlenen komşusu S.A. tarafından dolandırıldı. Şüpheliler, bir aile hekimine rüşvet vererek yaşlı kadın adına sahte 'Akli Melekeleri Yerinde Raporu' düzenletti. Bu sahte raporla kadının Teşvikiye'deki dairesini satan çete, emniyetin operasyonuyla çökertildi.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49

♦ Dolandırıcılar, Erzurum'da yaşayan 77 yaşındaki Alzheimer hastası Mustafa Kaba'yı arayarak kendilerini akrabası olarak tanıttı. Yaşlı adamı ikna ederek banka şubesinden 200 bin TL göndermeye zorladı. Durumu fark eden banka personeli ve polisin uzun uğraşlarına rağmen, Alzheimer hastası yaşlı adam dolandırıldığına inanmayı reddetti.

♦ Bodrum'daki ünlü bir tatil mekânının sahibinin denizde kaza geçirip tedavi görmesini fırsat bilen eski bir çalışan, mal sahibinin Alzheimer hastası annesini kandırdı. Yaşlı kadının durumundan faydalanarak yaklaşık 1 milyon TL'lik usulsüzlük yapan kişi hakkında nitelikli dolandırıcılık davası açıldı.

♦ Konya'da 4'ü kadın 6 kişi, 72 yaşındaki Alzheimer hastası bir kadının evinin kapısını bir aparatla açarak girdi. Yaşlı kadının savunmasızlığından yararlanan şüpheliler, gözü önünde 22 bin TL'yi çaldıktan sonra polisin takibiyle yakalandı.

2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü; ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki keşifleriyle bilim dünyasında yeni bir çığır açan ABD'li Karl Deisseroth, Alman Peter Hegemann ve Alman Georg Nagel'e verildi.

Karl Deisseroth

Peki, dolandırılan Alzheimer hastalarıyla tıp dünyasındaki devrim niteliğindeki bu gelişme arasındaki bağlantı nedir?

Nobel Tıp Ödülü'nü kazanan isimlerin açıklanmasının ardından, ödüle lâyık görüldükleri ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik çalışmalarının detaylarına bakıldığında bu bağlantı net bir şekilde ortaya çıkıyor. Tıp dünyasının çaresiz kaldığı birçok hastalığın tedavisine imkân tanıma yolunun açıldığı, o hastalıklardan birinin de Türkiye'de 600 bin aileyi doğrudan ilgilendiren Alzheimer olduğu görülüyor.

Peter Hegemann

Hangi hastalıkların tedavisi için yepyeni bir sayfa açıldı?

Türkiye'de ve dünyada milyonlarca insanı etkileyen kronik, nörolojik ve dejeneratif rahatsızlıklar; yalnızca tedavisi henüz mümkün olmayan hastalıklara yakalanan kişileri değil, aileleri de içine alan bir yaşam mücadelesine sahne oluyor. Sağlık otoritelerinin paylaştığı çarpıcı veriler bu mücadelenin küresel boyutunu gözler önüne seriyor. Türkiye ve dünya genelindeki güncel istatistikler, bu alandaki yükün giderek arttığını gösteriyor.

Georg Nagel

İşte tam da bu noktada optogenetik teknolojisi, henüz doğrudan bir tedavi yöntemi olmasa da 'Çaresiz' olarak nitelendirilen hastalıkların mekânizmalarının anlaşılmasına olanak sağlıyor. Bu da bir adım sonrasında hastalıkların tedavilerinin bulunması adına güçlü bir umut ışığı yakıyor.

REKLAM

KAÇ KİŞİYE UMUT VERDİ?

♦ KANSER

Türkiye'de her yıl 211 bin ila 240 bin arasında kişiye kanser tanısı konuluyor. Bu veri, ülkemizde her 358 ila 407 kişiden birine yıl içinde kanser teşhisi konduğu anlamına geliyor. Dünya genelinde ise yıllık yeni vaka sayısı yaklaşık 20 milyonu buluyor. Dünya geneli nüfusa oranlandığında, kanser görülme sıklığının Türkiye'deki verilerle oldukça yakın seyrettiği görülüyor.

♦ DİYABET

Ülkemizde ilaç kullanan 9,6 milyon diyabet hastası bulunuyor. Bu veri, yaklaşık her 9 kişiden birinin bu hastalıkla mücadele ettiğini gösteriyor. Dünya geneline bakıldığında ise 830 milyon kişinin diyabetten muzdarip olduğu göze çarpıyor. Küresel ölçekteki bu tablo, dünya genelindeki görülme sıklığının da tıpkı Türkiye'deki gibi her 9 kişide 1 oranına karşılık geldiğini ortaya koyuyor.

♦ ALZHEIMER

Yaşlı nüfusun artışıyla birlikte en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan Alzheimer, geniş bir bakım ve desteği gerekli kılıyor. Türkiye'de 65 yaş ve üzeri nüfus 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda. Ülke genelindeki yaklaşık 600 bin hasta, aynı zamanda 600 bin ailenin bu ağır süreçle doğrudan mücadele etmesi anlamına geliyor. Dünya genelinde ise 65 yaş ve üzeri nüfus 852 milyonu bulurken, toplam Alzheimer hastası sayısı 57 milyona dayanmış durumda. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi küresel ölçekte de 65 yaş üstü her 15 kişiden birinin bu hastalıkla yaşadığı göze çarpıyor. Hasta sayısının 2030'da 75 milyona, 2050'de ise 139 milyona ulaşacağının öngörülmesi tabloyu daha da vahim hale getiriyor.

Alzheimer... Beyin hücrelerinin zamanla ölmesi sonucu hafızanın, düşünme becerilerinin ve günlük yaşam işlevlerinin yavaş yavaş kaybolmasına yol açan bir hastalık.

♦ PARKİNSON

Yaşlı nüfusu etkileyen bir diğer önemli nörolojik rahatsızlık olan Parkinson, Türkiye'de dünya ortalamasının üzerinde bir görülme sıklığına sahip. Türkiye'de yaklaşık 130 bin Parkinson hastası yaşıyor. Bu veri, 65 yaş ve üstü nüfusta her 73 kişiden birinin bu hastalıktan etkilendiğini gösteriyor. Dünya genelindeki yaklaşık 10 milyon Parkinson hastası ise küresel ölçekte 65 yaş ve üstü grupta her 85 kişiden birinin bu hastalıkla mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Parkinson'un Türkiye'deki görülme oranının dünya ortalamasından yüksek olduğuna işaret ediyor. Araştırmalara göre, 2030'ta Parkinson hastası sayısının bugünün iki katına çıkacağının öngörülmesi ise tablonun ciddiyetini artırıyor.

* Parkinson... Beyinde hareketleri kontrol eden dopamin adlı kimyasal maddeyi üreten sinir hücrelerinin zamanla zarar görmesi veya ölmesi sonucu ortaya çıkan kronik ve ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı.

♦ EPİLEPSİ (SARA)

Alzheimer ve Parkinson'un aksine yalnızca yaşlıları değil, her yaş grubunu etkileyebilen ve dünyada en sık karşılaşılan dördüncü nörolojik rahatsızlık olan epilepsi, en yaygın kronik hastalıklardan biri. Türkiye'de yaklaşık 1 milyon epilepsi hastası bulunuyor; bu da ülkemizde yaklaşık her 85 kişiden birinin bu rahatsızlıkla yaşadığı anlamına geliyor. Dünya genelinde ise hasta sayısı 65 milyonu buluyor. Bu veriler, epilepsinin Türkiye'deki görülme sıklığının da küresel ortalamanın üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor.

* Epilepsi... Beyindeki sinir hücrelerinin ani, aşırı veya anormal elektriksel boşaltımlar yapması sonucu tekrarlayan nöbetlerle karakterize kronik bir sinir sistemi hastalığı.

Optogenetik teknolojisi, sadece yukarıda adı geçen hastalıkların tedavisi için değil, çok daha geniş bir nüfusu etkileyen rahatsızlıkların giderilmesi için de güçlü bir umut vaat ediyor. Depresyon ve anksiyete araştırmalarında önemli bir rehber olması beklenen bu teknolojiyle; alkol, tütün, uyuşturucu ve kumar bağımlılığında aşırı isteği biyolojik olarak baskılayacak müdahaleler tasarlanıyor.

REKLAM

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve İstanbul Üniversitesi Hulusi Behçet Yaşam Bilimleri Araştırma Laboratuvarı Nörogörüntüleme Birimi araştırmacısı Dr. Öğretim Üyesi Ulaş Ay, optogenetik teknolojisinin Alzheimer hastaları için neden tarihi bir gelişme olduğunu Habertürk.com'a açıkladı.

"ASIL HEYECAN VERİCİ TARAFININ DA BU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Optogenetik, en basit ifadeyle, belirli sinir hücrelerinin ışık kullanılarak kontrol edilmesini sağlayan bir yöntemdir. Beynimizde milyarlarca sinir hücresi bulunuyor ve bu hücreler elektriksel ve kimyasal sinyaller aracılığıyla birbirleriyle iletişim kuruyor. Optogenetik sayesinde araştırmacılar, bu milyarlarca hücre arasından belirli hücre gruplarını hedefleyerek onları ışıkla çalıştırabiliyor veya susturabiliyor. Bunu mümkün kılan şey, doğada bulunan ışığa duyarlı bazı proteinlerdir. Bu proteinlerin genleri sinir hücrelerine aktarıldığında, normalde ışığa yanıt vermeyen bir hücre ışığa duyarlı hale geliyor.

Daha sonra çok kısa ışık uyarılarıyla o hücrenin aktivitesi kontrol edilebiliyor. Bunu bir anlamda belirli sinir hücrelerine ışıkla çalışan bir açma-kapama düğmesi yerleştirmek gibi düşünebiliriz. Optogenetiği bu kadar önemli hale getiren nokta, sinir hücrelerinin çalışmasını son derece hassas ve seçici bir biçimde değiştirebilmemizdir. Böylece araştırmacılar yalnızca beyinde hangi değişikliklerin ortaya çıktığını gözlemlemekle kalmıyor, belirli bir hücre grubunun veya sinir devresinin çalışmasını değiştirerek bunun bellek ve davranış üzerindeki sonucunu doğrudan inceleyebiliyor. Bu özellik Alzheimer hastalığı araştırmaları açısından da oldukça değerli. Alzheimer hastalığında bellekle ilişkili sinir hücreleri arasındaki bağlantıların ve iletişimin giderek bozulduğunu biliyoruz. Optogenetik sayesinde deneysel modellerde bu devrelerin belirli parçalarına son derece seçici biçimde müdahale etmek ve örneğin 'Bu hücreleri yeniden çalıştırırsak bellekle ilgili bir işlevi geri getirebilir miyiz?' sorusunu doğrudan test etmek mümkün hale geliyor. Nitekim hayvan çalışmalarında, bellekle ilişkili belirli sinir hücrelerinin optogenetik olarak uyarılmasıyla daha önce erişilemeyen bazı anıların yeniden ortaya çıkarılabildiğini gösteren dikkat çekici sonuçlar elde edildi.

Bu bulgular, özellikle hastalığın bazı erken dönemlerinde, bellek sorunlarının yalnızca bilginin kaybolmasıyla değil, beynin o bilgiye ulaşmasını sağlayan devrelerin düzgün çalışmamasıyla da ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Buradan elbette 'Alzheimer hastalığını ışıkla tedavi edeceğiz' sonucunu çıkarmamak gerekiyor. Optogenetiğin insan beyninde doğrudan uygulanması bugün için oldukça güç. Sinir hücrelerinin önce ışığa duyarlı hale getirilmesi ve ardından ışığın beynin hedeflenen bölgesine ulaştırılması gerekiyor. Bu nedenle optogenetik şu aşamada Alzheimer hastalığı için doğrudan kullanılabilecek bir tedaviden çok, hastalığın mekanizmalarını anlamamızı ve yeni tedavi hedefleri belirlememizi sağlayan güçlü bir araştırma yöntemi olarak görülmeli. Bunun en ilginç örneklerinden biri de son yıllarda üzerinde yoğun biçimde çalışılan 40 Hz gamma ritmi. Beynimizdeki sinir hücreleri yalnız başlarına çalışmıyor; belirli ritimler içerisinde birlikte hareket ediyorlar. Gamma olarak adlandırılan ritimler de bunlardan biri ve Alzheimer hastalığında bu ritimlerde bozulmalar görülebiliyor. Hayvan çalışmalarında optogenetik kullanılarak bazı sinir hücreleri saniyede yaklaşık 40 kez, yani 40 Hz ritminde uyarıldığında ilginç sonuçlar elde edildi. Bazı deneysel Alzheimer hastalığı modellerinde bu uyarının yalnızca sinir hücrelerinin çalışma düzenini değil, hastalıkla ilişkili bazı biyolojik süreçleri de etkileyebildiği görüldü.

Bunun üzerine araştırmacılar şu soruyu sormaya başladılar; 'Benzer bir ritmi beynin içine doğrudan ışık vermeden oluşturabilir miyiz?' Buradan hareketle 40 Hz hızında yanıp sönen ışıklar ve aynı ritimde verilen sesler gibi daha uygulanabilir yöntemler geliştirilmeye başlandı. Amaç, görme ve işitme sistemleri üzerinden beynin kendi ritmik aktivitesini etkilemek. Bu yöntemler artık insanlarda da araştırılıyor. Ancak burada temkinli olmak gerekiyor. Bugün elimizdeki veriler, 40 Hz ışık veya ses uyarısının Alzheimer hastalığını tedavi ettiğini söylemek için yeterli değil. İnsanlar üzerinde yapılan ilk çalışmalar umut verici bazı bulgular ortaya koysa da bunun hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatmadığını veya bellekte anlamlı ve kalıcı bir iyileşme sağlayıp sağlamadığını göstermek için daha büyük ve uzun süreli klinik çalışmalara ihtiyacımız var. Bu nedenle optogenetiğin Alzheimer hastalığı açısından en önemli katkısını bugün için doğrudan bir tedavi olarak değil, hangi sinir hücrelerinin ve hangi beyin devrelerinin hastalığın belirtilerinde rol oynadığını anlamamızı sağlayan çok güçlü bir araştırma aracı olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Eğer hangi devrelerin bozulmasının bellek kaybına katkıda bulunduğunu ve bu devrelerin nasıl yeniden düzenlenebileceğini daha iyi anlayabilirsek, gelecekte bu bilgiyi insanlarda uygulanması daha kolay tedavi yöntemlerine dönüştürmemiz mümkün olabilir. Dolayısıyla bu çalışmalar bize 'Alzheimer hastalığının çaresi bulundu' demiyor. Ancak bellek bozukluklarının altında yatan devreleri çok daha hassas biçimde anlamamızı ve bu devrelere nasıl müdahale edilebileceğini araştırmamızı sağlayan yeni bir alan açıyor. Alzheimer hastalığı araştırmaları açısından asıl heyecan verici tarafının da bu olduğunu düşünüyorum.

Yılda 33 bin ağaç dikmeliler Haberi Görüntüle
ÖNERİLEN VİDEO
REKLAM advertisement100
REKLAM advertisement100
#diyabet
#işitme kaybı
#Nobel Tıp Ödülü
Yazı Boyutu
Küçük Normal Orta Büyük Ekstra Büyük
  • Ana Sayfa
  • Yazı Boyutu
  • Paylaş
    • Kaydet
    • Görüntüle
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
"Tekno oligarklar karşısında güvencemiz teknofest gençliği"
Kartal'da hastane çatısında yangın
Fenerbahçe Rize'de 3 puanı 3 golle aldı!
ABD'de silahlı saldırı: 9 kişi öldü
Fenerbahçe Rize'de 7 maçtır puan bırakmıyor!
Karadeniz derbisinde zafer Trabzonspor'un!
"Bence Ukrayna'nın yeni bir başkan edinme vakti geldi"
Riyad'da havalimanında patlama
Raporlu ilaçta reçete dönemi değişiyor
Eski eşinden açıklama
Eyüpsultan Belediyesi CHP'de kaldı
Vanlı Kara Haydar soruşturmasında 1.5 milyar TL daha bulundu!
Ataşehir Belediyesi AK Parti'ye geçti
Portekiz'de Ronaldo'ya büyük şok!
Gözyaşları sel oldu... Yan yana gömüldüler
Otomotivde dünya sıralaması belli oldu
"Herkesi suçlamak yanlış"
Eski hakemlerden penaltı ve kırmızı yorumu!
7 kurşunla öldürülen Gülşah katilini kurtarmış
"Bunlar yüzünden eşim terk etti"
Kaynak: Habertürk – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler