Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
27 Ekim 2026, Salı
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Dünya (Ulusal)

Türkiye’nin hamlesi sonrası Yunan lobisi devrede: Anlaşmayı hedef alan 4 talep! Doğu Akdeniz’deki mücadelenin arkasında ne var?

Türkiye-Libya mutabakatı, Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştirebilecek yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin tepkileri sürerken, bu kez gözler Washington’a çevrildi. Yunan-Amerikan lobisinin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya ilettiği talepler, enerji rekabetinin arkasındaki güç mücadelesine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Peki, ABD’den ne istendi ve atılacak adımlar Türkiye’yi nasıl etkileyebilir?

Güncelleme: 6 dk okuma 0
Türkiye’nin hamlesi sonrası Yunan lobisi devrede: Anlaşmayı hedef alan 4 talep! Doğu Akdeniz’deki mücadelenin arkasında ne var?
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
class='medyanet-inline-adv'>

Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı geçtiğimiz günlerde oy birliğiyle kabul etti.

Bingazi’de gerçekleştirilen toplantıda alınan kararla, söz konusu mutabakatın onaylanmasını reddeden 2020 tarihli önceki karar da iptal edildi. Kararın ardından Türkiye Dışişleri Bakanlığı, gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Bakanlık açıklamasında, mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiği belirtilerek, Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Ancak Libya Temsilciler Meclisi’nin kararına Yunanistan ve Avrupa Birliği’nden hemen tepki geldi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, mutabakatın onaylanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı da Libya Meclisi’nin kararını reddettiğini duyurdu.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49
Haberin Devamı
class='medyanet-inline-adv'>

Tartışmaya son olarak Yunan-Amerikan savunuculuk kuruluşu HALC katıldı. Kuruluş, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderdiği mektupla Washington yönetiminden Türkiye-Libya mutabakatına ilişkin daha açık bir tutum benimsemesini talep etti. Detaylara biraz daha yakından bakalım...



YUNAN-AMERİKAN LOBİSİ RUBİO’DAN DÖRT KONUDA ADIM İSTEDİ

Yunan basını Kathimerini’nin haberine göre kuruluş, ABD’nin anlaşmanın hukuki geçerliliği konusunda sessiz kalmasının Ankara ve Trablus tarafından örtülü bir kabul olarak yorumlanabileceğini savundu. HALC, mevcut yaklaşımın Doğu Akdeniz’deki Amerikan enerji yatırımları ve bölgesel güvenlik çıkarları bakımından belirsizlik yarattığını ileri sürdü.

Kuruluşun Rubio’ya ilettiği dört temel talep şöyle sıralandı:

1- Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkeler açısından hukuki sonuç doğuramayacağının açıklanması.

2- Yunanistan’ın deniz yetki alanlarına ilişkin haklarının teyit edilmesi.

3- Amerikan enerji şirketlerinin bölgedeki faaliyetlerine yönelik müdahalelere karşı çıkılması.

4- Avrupa Birliği ile ortak bir tutum belirlenmesi.

HALC, hukuki belirsizliğin devam etmesinin Amerikan şirketlerinin bölgedeki projelere yatırım yapma konusunda çekimser kalmasına yol açabileceğini iddia etti. Kuruluş, Washington’ın yaklaşımının Avrupa Birliği’nin tutumuyla daha uyumlu olması gerektiğini de savundu.

Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, HALC’nin girişiminin arkasında Türkiye’nin deniz yetki alanları konusundaki tezlerinin uluslararası kabulünü sınırlama hedefinin bulunduğunu belirtti. Sakman, Yunanistan’ın ABD’nin bölgesel siyasi ve ekonomik ağırlığından yararlanarak kendi tezlerine daha fazla destek sağlamaya çalıştığını ifade etti.

Sakman, Atina’nın bu süreçte enerji yatırımlarını da diplomatik bir araç olarak değerlendirdiğini belirterek, “Temel motivasyon, Türkiye’nin deniz yetki alanları konusundaki tezlerinin uluslararası kabulünü sınırlamak. HALC’nin amacı, ABD’nin bu hukuki tartışmada Yunanistan’ın tezlerine daha açık destek vermesini sağlayarak Ankara’nın hareket alanını daraltmak. Ayrıca Atina, Fransa üzerinde yapmaya çalıştığı gibi ABD enerji yatırımlarını siyasi ve diplomatik baskı aracına dönüştürmek istiyor. Tüm bunları yaparken de Avrupa Birliği’nin kurumsal kapasitesini ABD politikalarını şekillendirmede kullanmaya çalışıyor” dedi.



ABD’NİN YUNANİSTAN’IN TEZLERİNİ DESTEKLEMESİ TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?

Dr. Tolga Sakman, ABD’nin Yunanistan’ın tezlerine yaklaşmasının yalnızca diplomatik söylem açısından değil, sahadaki enerji faaliyetleri bakımından da sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Amerikan enerji şirketlerinin Yunanistan tarafından ruhsatlandırılan sahalarda arama yapmasının, Türkiye’nin itiraz ettiği alanlarda yeni bir fiilî durum oluşturabileceğine dikkat çeken Sakman, şirketlerin ticari riskleri de dikkate alacağını vurguladı.

Sakman ayrıca Yunanistan’ın, ABD’nin Avrupa’nın farklı bölgelerinde izlediği güvenlik politikalarında daha etkin bir aktör olma çabasının da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Atina’nın enerji projelerini daha geniş bir stratejik çerçevede değerlendirdiğini kaydeden Sakman, İsrail’e kadar uzanması planlanan elektrik hattı projesinin de ABD’deki yaklaşımlar açısından etkili olabileceğini söyledi:

“Yunanistan lehine ABD’deki bakışta, İsrail’e kadar uzanacak elektrik hattı projesine duyulan sempati de etkili. Siyaseten bunun gerçekleşmesi yönünde fikir beyan eden ABD Dışişleri Bakanı Rubio, işin ekonomik kısmına girmeyi tercih etmedi.”

DOĞU AKDENİZ’DE ENERJİ ARAMALARI ANLAŞMAZLIĞIN ÖNEMLİ BİR BOYUTU

Türkiye-Libya mutabakatına ilişkin tartışma, deniz yetki alanlarının yanı sıra Doğu Akdeniz’deki enerji arama ve yatırım faaliyetleriyle de bağlantılı. Kathimerini’nin haberinde, ABD merkezli enerji şirketi Chevron ile Yunan enerji şirketi Helleniq Energy’nin, Girit ve Mora Yarımadası’nın güneyindeki dört açık deniz arama sahası için şubat ayında anlaşma imzaladığı hatırlatıldı.

Libya, Girit’in güneyindeki Yunanistan bağlantılı arama faaliyetlerine itiraz ederken Türkiye de söz konusu faaliyetlerin Türkiye-Libya mutabakatıyla bağdaşmadığını savunuyor. Bu nedenle enerji projeleri, kıyıdaş ülkeler arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlığının önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Avrupa Birliği ise Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle anlaşmayı hukuken geçersiz olarak değerlendiriyor. HALC de ABD’nin bu konuda Avrupa Birliği’ne benzer açıklıkta bir tutum benimsemesini istiyor.

Ancak Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetinin boyutunu yalnızca keşfedilen kaynakların miktarı ve ekonomik değeri üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Kaynaklara erişim, üretimin maliyeti, taşıma altyapısı ve uluslararası piyasalarda rekabet edebilme kapasitesi de enerji projelerinin geleceğini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.



DOĞU AKDENİZ’DEKİ ENERJİ KAYNAKLARI GERİLİMİ ARTIRIR MI?

Doğu Akdeniz’de özellikle Mısır ve Kıbrıs çevresindeki hidrokarbon kaynakları hem Türkiye hem de Yunanistan açısından önem taşıyor. Bölgedeki doğal gaz keşifleri, enerji kaynaklarının ekonomik ve jeopolitik değerini artırırken deniz yetki alanları üzerindeki anlaşmazlıkların da daha karmaşık hâle gelmesine neden oluyor.

DİPAM Başkanı Dr. Tolga Sakman, enerji kaynaklarının ekonomik değerinin artmasının tarafların deniz sınırları konusunda uzlaşmasını zorlaştırabileceğini, ancak ortak ekonomik çıkarların müzakereleri teşvik etme potansiyeli de taşıdığını belirtti.

Sakman, “Özellikle Mısır ve Kıbrıs açıklarındaki kaynaklar hem Atina hem Ankara için önemli. Ancak kaynakların ekonomik değeriyle birlikte erişim ve kontrol meselesi de tartışmayı harlıyor. Bölgedeki doğal gaz keşiflerinin kapasitesi, kaynakların ekonomik ve jeopolitik değerini artırdı. Ancak keşfedilen her kaynağın ticari olarak üretilebilir, ekonomik biçimde taşınabilir veya uluslararası piyasalarda rekabetçi olduğu söylenemez” dedi.

Enerji kaynaklarının ekonomik değerindeki artışın, deniz sınırları konusunda tarafların taviz vermesini zorlaştırabileceğini belirten Sakman, diğer taraftan kaynakların geliştirilmesi için hukuki belirsizliklerin giderilmesinin önemine dikkat çekti: “Enerji kaynaklarının ekonomik değeri yükseldikçe tarafların deniz sınırları konusunda taviz vermesi zorlaşabilir. Öte yandan, kaynakların geliştirilmesi için hukuki belirsizliğin azaltılması gerektiğinden, aynı ekonomik çıkar müzakereyi teşvik de edebilir.” 

Bu değerlendirme, enerji rekabetinin hem gerilimi artırabilecek hem de tarafları ortak çözümler aramaya yöneltebilecek iki yönlü bir etkisi bulunduğuna işaret ediyor. Yatırımcıların hukuki belirsizlik nedeniyle projeleri ertelemesi veya bölgedeki faaliyetlerin siyasi anlaşmazlıklarla karşı karşıya kalması, enerji kaynaklarının ekonomik değerinin fiilen kullanılmasını da zorlaştırabilir.



WASHİNGTON’IN AÇIKLAMASI NE ANLAMA GELİYOR?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasında, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinin ticari yatırımların ve enerji arama çalışmalarının önünü açabileceği mesajı verildi. Washington’ın yaklaşımı, bölgesel gerilimin azaltılması ile ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesi arasındaki bağlantıya dikkat çekti.

Bununla birlikte ABD’nin açıklamasını, Türkiye-Libya mutabakatının hukuki statüsüne ilişkin kapsamlı bir karar olarak değerlendirmemek gerekiyor. Açıklamada mutabakatın hukuki geçerliliğine ilişkin kesin bir hüküm verilmemesi ve HALC’nin dört talebinin kabul edildiğinin belirtilmemesi, kuruluşun beklentileriyle ABD yönetiminin mevcut tutumunun birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor.

Dr. Tolga Sakman ise tartışmanın temelinde yalnızca enerji kaynaklarının paylaşımının değil, Doğu Akdeniz’deki bölgesel düzeni şekillendirme mücadelesinin bulunduğunu da vurguladı.

Sakman, “Burada enerji rekabetinin ötesindeki güç mücadelesi, hangi ülkelerin bölgesel enerji düzenini şekillendireceği, kimin hangi altyapı projelerine katılacağı ve deniz yetki alanlarının hangi hukuki yorum üzerinden ele alınacağı üzerinedir” dedi.

Türkiye-Libya mutabakatı etrafındaki tartışmalar, Yunanistan’ın diplomatik girişimleri, Avrupa Birliği’nin hukuki itirazları ve Doğu Akdeniz’deki enerji yatırımlarıyla birlikte gündemdeki yerini koruyor. ABD’nin bundan sonraki adımları ise Türkiye-ABD ilişkilerinin yanı sıra bölgedeki enerji projelerinin geleceği ve deniz yetki alanlarına ilişkin diplomatik müzakereler açısından önem taşıyor.

Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri

Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.

 

Kaynak: Hürriyet – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler