Türkiye'nin NATO Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıların önlenmesi amacıyla Rusya ve Ukrayna ile görüşmeler yürüttüklerini açıkladı. Sivil yük taşıyan gemilerin güvenliğinin sağlanması için geçici ve kısmi ateşkes hedeflediklerini belirten Öztürk, "Karadeniz Tahıl Anlaşması'nı yeniden yapabiliriz" dedi.
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz'deki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Türkiye'nin NATO Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Basat Öztürk, sivil mallar taşıyan ticari gemilerin hedef alınmasını önlemek için iki ülkeyle de çalıştıklarını duyurdu.
Öztürk, Belçika'nın başkenti Brüksel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) iş birliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi'ne katıldı.
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska ile birlikte "NATO ve Avrupa: Ankara Zirvesinin Ardından Güvenlik Mimarisi" başlıklı oturumda konuşan Öztürk, Türkiye'nin NATO içindeki rolü, bölgesel güvenlik ve Karadeniz'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKİYE'DEN KARADENİZ İÇİN ATEŞKES GİRİŞİMİ
Karadeniz'de hem Rusya'nın hem de Ukrayna'nın gemileri hedef aldığını belirten Öztürk, saldırıların küresel ticaret ve tedarik zincirleri açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti.
Özellikle enerji, gıda ve gübre taşımacılığının tehlikeye girmesinin birden fazla krize neden olabileceğini ifade eden Öztürk, Türkiye'nin iki ülkeyle yürüttüğü çalışmalara ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"Gemiler her iki tarafça da hedef alınıyor ve bu yanlış. Sivil mallar taşıyan ticari gemilerin hedef alınmamasını sağlamak amacıyla geçici, kısmi bir ateşkese ulaşmak için her iki tarafla çalışıyoruz."
"KARADENİZ TAHIL ANLAŞMASI'NI YENİDEN YAPABİLİRİZ"
Türkiye'nin daha önce Rusya ve Ukrayna arasında yürüttüğü diplomatik girişimlere de değinen Öztürk, Karadeniz Tahıl Anlaşması'nı hatırlattı.
Anlaşmanın küresel gıda arzı açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Öztürk, benzer bir girişimin yeniden hayata geçirilebileceğini ifade etti.
"Türkiye'nin aracılık ettiği Karadeniz Tahıl Anlaşması'nı hatırlayın. İyi işledi ve dünyada bir gıda krizini önledi. Bunu yeniden yapabiliriz."
Öztürk'ün açıklamaları, Türkiye'nin Karadeniz'de ticari taşımacılığın güvenliğini sağlamak için diplomatik girişimlere devam ettiğini ortaya koydu.
MONTRÖ VURGUSU: BOĞAZLARI SAVAŞAN TARAFLARIN GEMİLERİNE KAPATTIK
Türkiye'nin Karadeniz'deki istikrarın korunmasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uyguladığını belirten Büyükelçi Öztürk, Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcında alınan kararlara değindi.
Türkiye'nin savaşın başlamasından üç gün sonra boğazları savaşan tarafların gemilerine kapattığını hatırlatan Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
"Karadeniz'de Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak bölgeyi mümkün olduğunca istikrarlı tutuyoruz. 24 Şubat'tan üç gün sonra boğazları kapattığımızı hatırlayın. Buna 'özel askeri operasyon' deniliyordu ancak biz bunu savaş hali olarak tanımladık ve savaşan tarafların gemilerine boğazları kapattık."
Öztürk, bu kararın Karadeniz'in daha geniş çaplı bir savaş alanına dönüşmesinin önlenmesinde önemli rol oynadığını belirtti.
"KARADENİZ'İ GECE GÜNDÜZ İZLİYORUZ"
Türkiye'nin Karadeniz'deki askeri ve güvenlik faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Öztürk, bölgenin kesintisiz takip edildiğini söyledi.
Karadeniz'e ilişkin tanımlanmış deniz ve hava resminin yüzde 70'inin Türkiye tarafından NATO müttefiklerine sağlandığını belirten Öztürk, Türkiye'nin bölgedeki deniz kuvvetleri kapasitesine dikkat çekti.
"Karadeniz'i gece gündüz, her dakika, her saat izliyoruz. Karadeniz'e ilişkin tanımlanmış deniz ve hava resminin yüzde 70'i Türkiye tarafından müttefiklere sağlanıyor."
Öztürk, Karadeniz'deki güvenlik çalışmalarında NATO müttefikleri Romanya ve Bulgaristan ile yakın iş birliği yürütüldüğünü de aktardı.
TÜRKİYE'NİN NATO'DAKİ GÜCÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye'nin 1952 yılından bu yana NATO üyesi olduğunu hatırlatan Öztürk, ittifakın başarısının müttefikler arasındaki birlikten geçtiğini belirtti.
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin bu birlikteliği güçlendirdiğini ifade eden Öztürk, zirveye 32 müttefik ülkenin devlet ve hükümet başkanları düzeyinde katıldığını söyledi.
Türkiye'nin NATO içindeki askeri kapasitesine ilişkin de bilgi veren Öztürk, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu örnek olarak gösterebilirim. Ancak bu aynı zamanda kabiliyetlerle donatılmış bir ordudur. Harekat ve misyonlara katkı bakımından dördüncü, ortak bütçelere katkı bakımından yedinci, kendisine tahsis edilen kabiliyet hedefleri bakımından altıncı sıradayız."
İlgini Çekebilir
CHP-Yeni Parti'nin 5 milyon TL kavgası
MSB Bakan Yardımcısı Alpaslan Kavaklıoğlu CNN TÜRK’te: "F-35'te netice alacağız"
SAVUNMA SANAYİSİNDE 50 MİLYAR DOLARLIK SÖZLEŞME
Ankara Zirvesi öncesinde düzenlenen savunma sanayisi forumuna da değinen Öztürk, forum kapsamında bir günde yaklaşık 50 milyar dolarlık sözleşmeye imza atıldığını açıkladı.
Savunma harcamalarının yalnızca bütçe artışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, ayrılan kaynakların somut askeri kabiliyetlere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.
Öztürk, NATO içinde yük paylaşımının yeniden dengelenmesine Türkiye'nin katkı sunacağını ifade ederken, ittifakın bütünlüğünü zayıflatabilecek mükerrer yapılardan kaçınılması gerektiğini söyledi.
"TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA OLDUĞU TEHDİTLER KARADENİZ'LE SINIRLI DEĞİL"
Türkiye'nin güvenlik gündeminin yalnızca Karadeniz'deki gelişmelerden oluşmadığını belirten Öztürk, Basra Körfezi, Babülmendep Boğazı ve Orta Doğu'daki gelişmelere de dikkat çekti.
Bu bölgelerde yaşanan gelişmelerin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar üzerinde etkili olduğunu söyleyen Öztürk, Türkiye'nin Suriye'de kendi imkânlarıyla istikrara katkı sağladığını ifade etti.
Bazı NATO müttefikleriyle Suriye konusundaki iş birliğinin güçlendiğini belirten Öztürk, Türkiye'nin sahip olduğu askeri deneyim ve kapasitenin ittifakın güvenliğine önemli katkılar sunduğunu vurguladı.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.