Avrupa’da merkez bankalarının altın rezervlerini farklı finans merkezlerine taşıması, küresel finans çevrelerinde "ABD'ye güven kaybı mı yaşanıyor?" tartışmasını gündeme getirdi.
Atılan adımların arkasındaki temel gerekçeler likidite artırımı, risk yönetimi ve kriz anlarında varlıklara kolay erişim sağlama hedefleri olarak öne çıkıyor.
Dünya Altın Konseyinin 2026 yılı araştırmasına göre, merkez bankalarının yüzde 10'u son bir yılda yurt dışındaki altın depolama merkezlerini çeşitlendirdi; yüzde 9'u ise benzer bir adımı yakın zamanda atmayı planlıyor.
Katılımcıların yüzde 57'si yurt dışı deposu olarak Londra'yı tercih ederken, yüzde 49'u rezervlerinin bir kısmını kendi ülkesinde tutuyor.
HOLLANDA'DAN LONDRA HAMLESİ
Hollanda Merkez Bankası (DNB), 2 Eylül'de yaptığı açıklamada, mart-ağustos döneminde yaklaşık 86 ton altını New York ve Ottawa'dan Londra'ya kaydırdığını bildirdi.
Banka, bu operasyonun altınları tamamen ülkeye getirme amacı taşımadığını; hedefin likiditeyi artırmak, krizlere hazırlığı güçlendirmek ve risk dağılımını dengelemek olduğunu vurguladı.
Operasyon fiziki nakliyatın yanı sıra piyasa mekanizmalarıyla gerçekleştirildi:
Satış ve Değişim: New York’ta bulunan yaklaşık 59 ton altın satılarak Londra piyasalarında işlem gören altınlarla değiştirildi.
Fiziki Taşıma ve Transfer: 27 tondan fazla altın Kuzey Amerika’dan DNB’nin Zeist’teki tesisine getirildi; benzer miktarda altın ise Zeist’ten Londra’ya gönderildi.
Yeni Dağılım: İşlemlerin ardından Hollanda rezervlerinde Londra'nın payı yüzde 18,1'den yüzde 32,1'e yükseldi. Hollanda'daki pay yüzde 30,8'de sabit kalırken, New York ve Ottawa'nın payları ayrı ayrı yüzde 18,5'e geriledi.
FRANSA TÜM ALTIN REZERVİNİ ÜLKE İÇİNE ÇEKTİ
Fransa Merkez Bankası ise Hollanda'dan farklı bir yöntem izleyerek New York'ta tuttuğu son 129 ton altını tamamen elden çıkardı.
Ancak bu altınlar Paris'e taşınmak yerine satıldı ve Avrupa'da Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA) standartlarına uygun yeni külçeler satın alındı.
Sermaye Kazancı: Temmuz 2025 - Ocak 2026 tarihleri arasında yapılan 26 işlem sonucunda 12,8 milyar avro tutarında olağanüstü sermaye kazancı sağlandı. Bu gelir bankanın bilançosunu güçlendirdi.
Saflık Standardı: Fransa'nın 2005'ten bu yana sürdürdüğü politika kapsamında, New York'taki bazı eski külçelerin Londra piyasasında aranan yüzde 99,99 saflık standardını karşılamadığı için bu dönüşümün yapıldığı belirtildi.
Tam Kontrol: Ülkenin toplam altın rezervi 2 bin 437 ton seviyesinde kalırken, Fransa rezervlerinin tamamı üzerinde doğrudan fiziki kontrol sağladı.
ALMANYA DENGEYİ KORUYOR
Almanya'nın yaklaşımı ise bölgesel bir genel politikadan ziyade münferit kararlar alındığını gösteriyor. Deutsche Bundesbank, 2013-2017 yılları arasında 674 ton altını Frankfurt'a taşımıştı.
2025 sonu verilerine göre Almanya’nın toplam 3 bin 350 tonluk altın rezervinin dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Frankfurt: 1.710 ton (En büyük depolama merkezi)
New York: 1.236 ton (Toplam rezervin yaklaşık yüzde 37'si)
Londra: 404 ton
Almanya’nın son iki yılda bu dağılımda büyük bir değişikliğe gitmemesi, Avrupa genelinde ABD'deki altınları çekmeye yönelik ortak bir karar bulunmadığını doğruluyor.
Farklı Finans Merkezlerinin Stratejik Avantajları
Altının tutulduğu kasaların seçimi, merkez bankaları için farklı avantajlar sunuyor:
New York: ABD piyasasına ve Amerikan dolarının finansal altyapısına yakınlık sağlar.
Londra: Dünyanın en büyük fiziki ticaret merkezi olması sebebiyle kriz anlarında yüksek likidite ve hızlı işlem imkanı sunar.
Ülke İçi Depolama: Siyasi krizler ve olası kısıtlamalara karşı varlıklar üzerinde %100 doğrudan kontrol imkanı verir.
RİSK YÖNETİMİ VE JEOPOLİTİK ETKENLER
Tüm rezervlerin tek bir merkezde toplanması coğrafi yoğunlaşma riski oluşturuyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası 2022'de uygulanan Batı yaptırımları ve varlık dondurma kararları, merkez bankalarının yurt dışındaki rezerv risklerini yeniden değerlendirmesine yol açtı.
Bununla birlikte, ABD ile AB arasındaki ticaret gerilimleri ve tarifeler de ekonomik bağımlılık risklerini gündeme getirdi. Avrupa Komisyonu verilerine göre, AB'nin ABD'ye ihracatı 2026'nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30,4 azaldı. Ancak Hollanda’nın altın hamlesinin bu tarifelere bir misilleme olduğuna dair somut bir kanıt bulunmuyor.
LOKASYON DEĞİŞİMİ PİYASADA YENİ TALEP YARATMIYOR
Merkez bankalarının altına olan ilgisi artmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları 2025'te 863 ton, 2026'nın ikinci çeyreğinde ise 289 ton altın satın aldı.
Ancak mevcut rezervlerin New York, Londra veya Paris arasında taşınması ya da takas edilmesi küresel altın miktarını değiştirmediği için yeni bir piyasa talebi oluşturmuyor. Altın fiyatlarını destekleyen ana unsur külçelerin saklandığı kasa değil, merkez bankalarının toplam altın rezervlerini artırma eğilimi olarak değerlendiriliyor.
TÜRKİYE SENELER ÖNCE ADIM ATMIŞTI
Avrupa merkez bankalarının altın rezervlerini Londra'ya taşıması veya kendi kasalarına çekerek çeşitlendirmesi, gözleri Türkiye'nin geçmişte attığı stratejik adımlara çevirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ABD Merkez Bankası (Fed) kasalarında bulunan altın rezervlerinin tamamını 2017-2018 yıllarında çekerek Borsa İstanbul, TCMB kasaları ve Londra piyasasına aktarmıştı.
Avrupa'nın bugün jeopolitik riskler ve kriz dönemlerinde fiziksel erişim gerekçesiyle uyguladığı bu model, Türkiye’nin seneler önce hayata geçirdiği risk yönetim stratejisini ve altın üzerindeki doğrudan kontrol yaklaşımını doğrular nitelikte değerlendiriliyor.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.