Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
30 Ekim 2026, Cuma
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Dünya (Ulusal)

'Sizin kardeşiniziz, bankanız değil': Ankara-Bakü geriliminde ekonominin yeri

2026 yılının Ekim ayında Bakü ile Ankara arasında tırmanan gerginlik, Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler'deki (BM) konuşması sırasında Azerbaycan'ın salondan çıkmaması ve okullarda başörtüsü meselesi ile başladı. Ancak Azerbaycan'da hükümet yanlısı Day.az internet sitesinde yayımlanan bir makale, bu siyasi ve kültürel anlaşmazlığın altında daha temel bir sorunun yatabileceğini öne sürdü.

9 dk okuma 0
'Sizin kardeşiniziz, bankanız değil': Ankara-Bakü geriliminde ekonominin yeri

Kaynak, Getty

Haber bilgisi
    • Yazan, Könül Xəlilova
    • Unvan, BBC News Azərbaycanca
  • Yayın tarihi 2 dakika önce
  • Okuma süresi 8 dk

Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49

2026 yılının Ekim ayında Bakü ile Ankara arasında tırmanan gerginlik, Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler'deki (BM) konuşması sırasında Azerbaycan'ın salondan çıkmaması ve okullarda başörtüsü meselesi ile başladı.

İlk olarak İlham Aliyev'in silah fiyatları hakkındaki konuşmasıyla başlayan süreç, ardından giriş yasakları ve bir cumhurbaşkanlığı danışmanının görevden alınmasıyla devam etti.

Olayların doruk noktası ise İlham Aliyev'in Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı liderler zirvesine (TDT) katılmaması oldu.

  • Aliyev'in katılmadığı Türk Devletleri Zirvesi'nden hangi sonuçlar çıktı?
  • Beş soruda Aliyev neden Ankara'ya gitmedi?

Kaynak, Getty

Fotoğraf altı yazısı, Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde Azerbaycan'ı temsil etti.

Ancak Azerbaycan'da hükümet yanlısı Day.az internet sitesinde yayımlanan bir makale, bu siyasi ve kültürel anlaşmazlığın altında daha temel bir sorunun yatabileceğini öne sürdü.

"Azerbaycan'ın bütçesi, Türk yetkililer için bir yedek fon değildir!" sözlerinin yer aldığı makale, bu sitede 18 Ekim'de yayımlandı.

Bu durum başka bir soruyu gündeme getirdi: 'Tek millet, iki devlet' ilişkisinde para nerede başlıyor ve kardeşlik nerede bitiyor?

Day.az, hükümet içindeki havayı yansıtıyorsa, Bakü'nün mesajı şu şekilde okunabilir: Azerbaycan, Türkiye'nin en büyük yatırımcılarından ve en yakın müttefiklerinden biri olmaya devam edecek, ancak Türkiye'nin mali destekçisi olmak istemiyor.

Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin
En çok okunanlar
  • 'Ferritin yüzü': Demir eksikliği dış görünüşten anlaşılabilir mi?
  • Beş soruda Aliyev neden Ankara'ya gitmedi?
  • Aliyev'in katılmadığı Türk Devletleri Zirvesi'nden hangi sonuçlar çıktı?
  • İsrail'de sandıkların %99'u açıldı: Netanyahu'nun bloğu önde ama meclis çoğunluğunu sağlayamıyor

Haberin sonu

Milyarlarca dolarlık bir ilişki

Kaynak, Getty

Fotoğraf altı yazısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve eşi Mehriban Aliyeva, 15 Haziran 2021'de Şuşa'da düzenlenen bir kutlamaya katıldı.

Azerbaycan'ın devlet enerji şirketi SOCAR, Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcısı.

SOCAR Türkiye yönetimine göre, şirketin enerji, petrokimya ve lojistik sektörlerindeki toplam yatırımları 18 milyar doları aşıyor.

SOCAR'ın Türkiye'deki başlıca varlıkları arasında, 2018 yılında devreye alınan ve şirkete yaklaşık 7 milyar dolara mal olan STAR petrol rafinerisinin yanı sıra 2008 yılında SOCAR portföyüne eklenen Petkim de yer alıyor.

SOCAR Türkiye yönetimine göre, şirketler grubu yaklaşık 5.000 kişiyi istihdam ediyor.

Ancak ekonomik bağımlılık karşılıklı.

Türkiye, Azerbaycan gazının Avrupa'ya tedariki için kilit bir transit ülkesi ve Azerbaycan da Türkiye'nin önemli gaz tedarikçilerinden biri.

Haziran 2026'da imzalanan 15 yıllık anlaşmaya göre, 2029'dan itibaren Absheron sahasından Türkiye'ye toplam 33 milyar metreküp gaz taşınacak.

Bu ilişkilerin ekonomik yönü, uzun süredir "tek millet, iki devlet" sloganının gölgesinde kalmıştı.

Ta ki İlham Aliyev, "son mermiye kadar" kendi paralarıyla silah satın aldıklarını ve "kimsenin onlara yardım etmediğini" söyleyene kadar.

Ve Aliyev hükümetine yakın bir haber kaynağı olan Day.az, Türkiye'ye fiilen "biz sizin bankanız değiliz" mesajını gönderene kadar.

Azerbaycan'dan Türkiye'ye 1 milyar euro

Aslında bu hikâye dört yıl öncesine dayanıyor.

2021'de lira hızla değer kaybediyordu ve Ankara çeşitli ülkelerle merkez bankası SWAP anlaşmaları yapmaya çalışıyordu.

Türkiye'deki kaynaklar Reuters'a, Azerbaycan'ın anlaşmaya yakın ülkelerden biri olduğunu söylemişti.

Ancak Ocak 2022'de iki Türk yetkili, Middle East Eye'a Azerbaycan ile 1 milyar euro'luk bir SWAP anlaşmasının birkaç hafta içinde imzalanabileceğini söyledi.

Ancak Bakü, böyle bir görüşme yapıldığını kamuoyuna açıkça yalanladı.

Azerbaycan Merkez Bankası Başkanı, merkez bankalarının "bu konuda herhangi bir müzakere yürütmediğini" belirtti.

Ancak o sıralarda başka bir gelişme yaşandı: Azerbaycan Devlet Petrol Fonu (SOFAZ), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na altı aylık vadeli 1 milyar euro'luk bir mevduat yatırdı.

SOFAZ, bunun yatırım stratejisinin bir parçası olarak gerçekleştirildiğini özellikle vurguladı.

Bu ayrım önemliydi.

Bir SWAP, iki ülkenin merkez bankaları arasında mali bir yükümlülük yaratır ve siyasi açıdan "arkandayız" mesajı olarak yorumlanabilir.

Ancak Petrol Fonu'nun vadeli mevduatı bir yatırım olarak sunuldu.

Başka bir deyişle, Türkiye parayı aldı ancak Bakü bunu bir mali kurtarma paketi ya da siyasi garanti olarak sunmadı.

Daha çok "Yatırımcı olacağım, ancak zayıflamış liraya kefil olmayacağım" şeklindeydi.

2026: İlişkilerde bir deprem

Bu sonbaharda değişen şey belki de siyasetin kendisi değil, daha açık bir şekilde ifade edilmesi.

Azerbaycan okul üniformalarıyla ilgili kuralları değiştirdikten sonra, Erdoğan'ın o dönemki danışmanı Oktay Saral bu kararı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.

Erdoğan ise BM kürsüsünde başörtüsünü yasaklayan ülkeleri kınadı.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral istifa etti: 'İnandığım değerlerden geri adım anlamına gelmiyor'

Erdoğan'ın sözlerinin ardından YAP kongresinde İlham Aliyev bir konuşma yaptı.

Aliyev, hiç kimsenin Azerbaycan'a ne yapması gerektiğini dikte edemeyeceğini söyledi.

"Kimsenin yardımına ya da himayesine ihtiyacımız yok... Elimizde bulunan her şeyi kendi paramızla satın aldık. Tüm silahlarımızı, son mermiye kadar dünya piyasa fiyatlarından satın aldık" dedi.

Aliyev ayrıca, bazı durumlarda Azerbaycan'a dünya piyasa fiyatının birkaç katı fiyatlar teklif edildiğini de belirtti.

Türkiye'nin adı açıkça anılmadı.

Ancak hükümet yanlısı yorumlarda bu sözler şu şekilde yorumlandı: Eğer Azerbaycan silahları tam fiyatına, hatta bazen daha pahalıya satın aldıysa, Ankara ile olan ilişkiler sadece "karşılıksız kardeşlik" hikayesi olarak sunulamaz.

  • Azerbaycan 31 Türk vatandaşını istenmeyen kişi ilan etti, Erdoğan Aliyev ile görüştü

Day.az ise somut verilerle konuştu

SOCAR'ın Türkiye'deki milyarlarca dolarlık yatırımlarını, Türk şirketlerinin Karabağ'daki projelerini ve karşılıklı yatırımları sıraladıktan sonra Day.az sitesi, 2018 yılında Türkiye'ye önemli mali destek sağlayan Katar'ı hatırlattı.

Makalede şöyle denildi: "Bakü'yü yeni bir Katar'a dönüştürmeye gerek yok. Azerbaycan bütçesi, Türk hükümetinin yedek fonu değil".

Bu hükümet yanlısı site, "İki devlet'in iki egemenlik ve iki bütçe anlamına geldiğini" ima ediyordu.

Day.az, "Kardeşler, evet. Cüzdan, hayır" diye yazdı.

Bu konu henüz yetkililer tarafından gündeme getirilmedi.

Siyasi analist Şahin Caferli, BBC News Azerbaycanca'ya verdiği demeçte, "Bakü'de Türk hükümetinin kendi ülkesindeki ekonomik zorluklar nedeniyle Azerbaycan'dan daha fazla yatırım ve mali destek istediğine dair söylentilerin yaygın olduğunu" söyledi.

"Bu tür söylentiler çok yaygın. Hükümet yanlısı medyada çalışan gazeteciler arasında da bu tür konuşmalar var" dedi.

Konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadığını vurgulayan Caferli, bu iddiaları "spekülasyon" olarak nitelendiriyor.

Türk yetkililer, Azerbaycan ile olan mali ilişkilerini yardım veya borç olarak değil, karşılıklı yatırım, ticaret ve ortak projelerdeki artış olarak sunuyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen yıl Bakü'de düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Yatırım Forumu'nda bunu şu şekilde ifade etmişti:

"Karşılıklı yatırımlarımızı artıralım ve aynı zamanda üçüncü ülkelere birlikte yatırım yapalım".

Neden Katar?

Katar'ın 2018'de Türkiye'ye verdiği destek, sadece parasal miktarı açısından değil, yarattığı siyasi sembolizm açısından da önemliydi: Doha, Ankara'nın mali dayanaklarından biri haline geldi.

2022'nin başlarında Türkiye'nin Çin, Katar ve Güney Kore ile toplam değeri birkaç milyar dolar olan SWAP anlaşmaları vardı.

Ancak Azerbaycan, böyle bir rolün getireceği finansal ve siyasi riskleri kabul etmemiş olabilir.

Birincisi, finansal destekçi haline gelmek, Azerbaycan'ın rezervlerini ve Petrol Fonu'nun varlıklarını, Bakü'nün kontrolü dışındaki Türk para politikasına bağlayabilir.

İkincisi, analistlere göre, özellikle 2020'den bu yana Azerbaycan kendini Türkiye'nin alt düzey ortağı olarak değil, egemen ve eşit bir müttefik olarak konumlandırdı.

Ankara'nın "kasiyeri" haline gelmek bu algıyla çelişecektir.

Siyaset bilimci Ahmed Alili, BBC News Azerbaycan'a verdiği demeçte, Azerbaycan'ın Türkiye için "yeni bir Katar" haline gelebileceğine dair endişeler olduğunu belirtiyor.

Ancak ona göre, Azerbaycan'ın Türkiye'deki yatırımları siyasi baskı aracı olarak değil, bu ilişkide Bakü'nün sadece destek alan taraf olmadığını gösteren bir argüman olarak sunuluyor.

Alili, "Azerbaycan'ın Türkiye'deki ekonomik varlığı, Türkiye'nin Azerbaycan'daki varlığından daha büyük" diyor.

Bu, Azerbaycan'ın Türkiye'den ekonomik olarak uzaklaştığı anlamına gelmiyor.

SOCAR, Türkiye'de yaklaşık 7 milyar dolarlık ek bir petrokimya yatırımı yapmayı değerlendiriyor.

Henüz nihai bir karar alınmadı.

Aynı zamanda, Abşeron anlaşması, Azerbaycan'dan Türkiye'ye uzun vadeli doğalgaz tedarikini öngörüyor.

Cevdet Yılmaz, Türkiye'den Azerbaycan'a yapılan doğrudan yatırımların yaklaşık 18 milyar dolar, Azerbaycan'dan Türkiye'ye yapılan yatırımların ise 21 milyar dolara yakın olduğunu belirtti.

Diğer bir deyişle, ekonomik ilişkiler devam ediyor ve daha da genişleyebilir.

Ancak bu mantığa göre Bakü, başka bir konuda sınır çiziyor: Yatırım ve ticarete evet, ancak Türkiye'nin kamu maliyesini desteklemeye hayır.

'Dostlar birbirlerine adil davranmalı'

Ancak bu tablonun bir de diğer yüzü var.

Azerbaycan hükümeti ve medyası, 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı sırasında Türkiye'nin sağladığı somut destekten uzun uzadıya bahsetti.

Askeri işbirliği, eğitim ve diplomatik destek Bakü için hayati önem taşıyordu.

"... O dönemde Türkiye'ye daha çok ihtiyacımız vardı" diyor Şahin Caferli ve ekliyor:

"Her ne kadar kabul edilmemiş ya da dile getirilmemiş olsa da, işgal döneminde Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin daha çok 'büyük kardeş-küçük kardeş' ilişkisine benzediği bir gerçek.

"Başka bir deyişle, Türkçe tabirle, karakteri bakımından daha çok bir 'abi-kardeş' ilişkisine benziyordu.

"Savaş sonrası dönemde, yani zaferden sonra, Azerbaycan artık kendini geçmişteki Azerbaycan olarak görmüyor ve İlham Aliyev de artık kendini geçmişteki İlham Aliyev olarak görmüyor".

Ahmed Alili de 2020 yılında Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği siyasi, diplomatik ve askeri desteğin önemini vurguluyor.

Ona göre, bunun belirli bir manevi ve siyasi "kardeşlik borcu" yarattığını söylemek doğru olur.

"Ancak bunu somut bir mali taahhüde dönüştürmek ya da Azerbaycan'ın diğer jeopolitik konularda Türkiye'nin tutumuna boyun eğmesi, Azerbaycan'ın çıkarlarına uygun olmaz" diyor Azerbaycan hükümetinin tutumunu destekleyen siyasi analist Alili.

Şahin Caferli de Azerbaycan'ın değişen tutumuna dikkat çekiyor:

"Ancak artık Azerbaycan bu tür bir ilişki istemiyor. Azerbaycan, Türkiye ile olan ilişkisini -kardeş ve yakın bir devlet olmasına rağmen- tıpkı İran ve Rusya ile olduğu gibi tamamen eşit bir temelde kurmak istiyor".

Azerbaycan'da şöyle bir atasözü var: ''Dost dosta ten gerek, ten olmasa gen gerek".

Yani arkadaşın ya seninle eşit olmalı ya da senden uzak olmalı.

Başka bir deyişle, ya benimle eşit bir ortak ol ya da aramızda bir mesafe olsun.

Görünüşe göre, ilişkilerde kardeşlik söylemi devam etse de Bakü, eşit bir ortaklık beklentisini giderek daha fazla vurguluyor.

Yeni bir ilişki modeli mi?

Kaynak, Getty

Fotoğraf altı yazısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 10 Aralık 2020'deki Zafer Geçit Töreni'nde askerleri izliyor. Türk siyasi yorumcu Aydın Sezer, iki lider arasındaki ilişkinin artık eski düzeyine dönmeyeceğine inanıyor.

Başörtüsü konusundaki anlaşmazlık zamanla yatışabilir.

Ancak para meselesi daha kalıcı.

2022'deki "takas değil, depozito" yaklaşımı ile 2026'da hükümet yanlısı medyadaki söylem arasında bir çizgi çekilebilir: Bakü, Türkiye ile stratejik ilişkisini sürdürmek istiyor, ancak bu ilişkinin mali bir taahhüde dönüşmesini pek istemiyor gibi görünüyor.

Ahmed Alili bunu ilişkilerin zayıflaması olarak değil, daha çok 2020 savaşının ardından yaşanan duygusal aşamadan daha pratik bir aşamaya geçiş olarak görüyor.

Alili, "Kardeşlik ve stratejik ittifak söylemleri devam ediyor, ancak ilişkide egemenlik, eşitlik, karşılıklılık ve pratik çıkarlar daha fazla ön plana çıkıyor" diyor.

Azerbaycan, Türkiye'ye milyarlarca dolarlık yatırım yapmaya, gaz tedarik etmeye ve ekonomik bağları genişletmeye devam edebilir.

Ancak ortaya çıkan yeni mesaj şudur: Kardeşlik yerinde duruyor ancak faturalar ayrı bir noktada.

Day.az Türkiye'nin Karabağ'daki milyarlarca dolarlık projeleri ve 2023 depremi sonrası Azerbaycan'ın Türkiye'ye sağladığı yardımı hatırlatarak Bakü'nün karşılığında "fatura kesmediğini" vurguluyor.

Site, Kahramanmaraş'taki "Azerbaycan konut kompleksinin inşası için yaklaşık 100 milyon dolar ayrıldığını" yazıyor.

Ayrıca, Türkiye'nin 2020'deki desteğinin Azerbaycan için kalıcı bir siyasi veya mali borç olarak gösterilmesine itiraz ederek "Karabağ için savaşan bir Azerbaycan askeriydi, bir tedarikçi değil" diyor.

Dolayısıyla mesele sadece "Azerbaycan'ın Türkiye'nin bankası olmak istememesi" değil; aynı zamanda Bakü'nün "tek millet, iki devlet" ilişkisinde kimin kime ne borçlu olduğu algısını değiştirmeye çalışıp çalışmadığı sorusunu da gündeme getiriyor.

Ancak Şahin Ceferli, tüm bu gerginliğe rağmen ilişkilerde bir kopma yaşanmasını beklemiyor.

"Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde bir kopma olsa, ne Azerbaycan yetkilileri ne de Türk yetkililer bunu kendi halklarına açıklayamaz" diyor.

Ona göre, iki ülke arasındaki ilişkilerin "kırılmayacak ya da parçalanmayacak kadar sağlam temelleri" var.

Türk siyasi yorumcu Aydın Sezer, İsrail ve başörtüsü meselesi de dahil olmak üzere biriken anlaşmazlıkların Aliyev-Erdoğan ilişkisine zarar verdiğine inanıyor.

BBC News Azerbaycan'a verdiği demeçte, "Aliyev ve Erdoğan iktidarda olduğu sürece, iki ülke arasındaki ilişkiler ve iki lider arasındaki ilişkiler eski düzeyine dönmeyecek" şeklinde konuştu.

Son olarak 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara'da düzenlenen TDT zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden "Türk dünyasının aile fotoğrafında bölünmeye, uyuşmazlığa veya çatışmaya yer yoktur" dedi.

Sadakat Akifgizi de bu makaleye katkıda bulundu.

Kaynak: BBC Türkçe – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler