Fransa'da son yılların en şiddetli sokak olaylarının yaşandı. Okul binaların durumu sebebiyle başlayan protestolar geçim sıkıntısına karşı isyana dönüştü. Yağmacıların da protestolardan istifade dükkanları hedef almasıyla hasar büyüdü.
Tarihi binalar ateşe verilirken bazı yağmacılar lüks dükkanları soydu. Toplu taşıma durakları tahrip edildi ve araçlar yakıldı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron protestocuların bazı taleplerini karşılama sözü verdi, ancak hasar konusunda detay vermedi.
Cumartesi günü ülke çapında 500 binden fazla kişinin katıldığı gösteriler sırasında yaşanan olaylar, yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı.
Fransa İçişleri Bakanlığı pazar günü yaptığı açıklamada, yedisi ağır olmak üzere yaklaşık bin polis memurunun yaralandığını duyurdu.
Şiddet eylemleri devletin simgelerine de ciddi zararlar verdi; porseleniyle tanınan orta Fransa kenti Limoges'da bulunan 19. yüzyıldan kalma belediye binası yangın sonucu büyük ölçüde tahrip oldu. 2 Dünya savaşını hasarsız geçiren bina, protestolarda tahrip oldu.
Kuzeydeki Lille'den güneydeki Marsilya'ya kadar birçok kentte belediye binaları hedef alınırken, Marsilya'da yerel yönetim merkezine giren eylemciler Fransız Cumhuriyeti'nin simgesi olan Marianne büstünü devirdi.
Lyon'da bir turizm ofisi çıkan yangında küle dönerken, Fransa Ticaret ve Dağıtım Federasyonu Başkanı Alexandre Bompard ülke genelinde 1.500 mağazanın hasar gördüğünü veya yağmalandığını, onarım maliyetinin yüz milyonlarca doları bulabileceğini belirtti.
Yaşanan tahribat sokaktaki vatandaşların ve göstericilerin de tepkisini çekti. Paris'te 22 yıldır yaşadığı ve sık sık gösterilere sahne olan Magenta Bulvarı'ndaki yağmalanmış dükkanları izleyen 47 yaşındaki Sophie Vanpoperinghe, "Bunu daha önce hiç görmedim, tiksinti duyuyorum" ifadelerini kullandı.
Günün Trend Haberleri
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, pazar akşamı yayımlanan televizyon mülakatında, bu hafta Basra Körfezi'ne gerçekleştireceği diplomatik ziyaret sırasında protestocuların temel şikayetlerinden biri olan benzin fiyatlarını düşürmenin yollarını arayacağını söyledi.
Buna karşın somut bir taviz vermeyen Macron, "sokağa çıkma, protesto etme, kargaşa yaratma" yönündeki çağrıları eleştirerek "düzen, sükunet, gerilimin tırmanmamasını" istedi. Macron ayrıca, "Yağma yapanlar bedelini ödeyecek, Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar ise hesap verecek" uyarısında bulundu.
Paris Emniyet Müdürlüğü ise pazar sabahı yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin ilk olarak "izinsiz yürüyüşler" ve 500 ila bin kişilik saldırgan gruplarla karşılaştığını bildirdi.
Açıklamada, öğleden sonraki saatlerde "hareket etmek için düzensizlikten yararlanan, tek amacı hırsızlık ve yağma yapmak olan kişilerin kitlesel akınıyla" durumun farklı bir boyuta evrildiği aktarıldı.
Pazar günü itibarıyla şiddet eylemleri ve protestolar, Paris'teki münferit çatışmalar ile küçük grupların yağma girişimleri dışında büyük ölçüde duruldu. Yaşanan tahribat ardından siyaset sahnesinde sorumluluğun kime ait olduğuna dair sert bir tartışma alevlendi.
Şiddet olaylarının ardından aşırı soldan aşırı sağa kadar birçok siyasetçi hükümeti zayıf ve hazırlıksız bir polis müdahalesi yürütmekle suçlarken, bazı muhalifler İçişleri Bakanı Laurent Nuñez'in istifasını talep etti.
Nuñez ise cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada poliste personel eksikliği bulunmadığını, ancak eylemcilerin "küçük gruplar halinde dağıldıklarında" kontrol edilmelerinin güçleştiğini ifade etti.
Başbakan Sébastien Lecornu, yaşanan kaosun sorumluluğunu doğrudan aşırı sol parti Boyun Eğmeyen Fransa'ya yükledi. Lecornu, partiyi hafta boyunca öğrenciler arasında polise karşı güvensizlik tohumları ekmekle ve resmi gösterilerden önce polise ve kamu binalarına saldıran "aşırı sol" unsurları kışkırtmakla suçladı.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.