kaynak olarak ekleyin
BİR BETON BORUDA BAŞLAYAN 8 AYLIK TUTSAKLIK
Savaş başlamadan önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelensky'nin memleketi olan Kryvyi Rih'teki bir taş ocağında kamyon şoförlüğü yapan Vlasenko, işlerin kızışmasıyla askerlik şubesine giderek cepheye gönderilmesini talep etti. Ardından Ukrayna'nın 30. Mekanize Tugayı'nın 2. Taburu'nda göreve başladı.
Geçen yılın 2 Haziran günü Vlasenko'ya, Kharkiv bölgesinde bir beton drenaj borusundaki mevzide yaralanan bir silah arkadaşını tahliye etmesi ve orayı devralması emredildi. Önceki asker borudan malzeme almak için çıkarken bir mayına basmış, ayak parmaklarını ve bir ayağını kaybetmişti. Vlasenko yaralıyı tahliye ettikten sonra ‘Baski’ çağrı adlı silah arkadaşıyla mevziyi devraldı.
Beton borunun ortasında, yer altı sığınağına inen bir delik açılmıştı. İki asker sırayla gözlem yapıyor, diğeri ise aşağıdaki yeraltı sığınağında saklanıyordu. Normal şartlarda iki ayda bir rotasyona tabi tutulmaları gerekiyordu; ancak Rusya bölgeye o kadar çok ‘Mavic’ keşif drone'u konuşlandırmıştı ki borudan dışarı çıkmak imkânsız hale geldi.
Vlasenko o günleri şöyle anlatıyor:
"O kadar çok Mavic drone vardı ki gökyüzü adeta kirliydi. Siz onu görmeseniz bile, o sizi mutlaka görüyordu. Bizi bir kez değiştirmeye çalıştılar ama başaramadılar. Daha sonra diğer silah arkadaşlarımız sırf o askerlerin cesetlerini almak için çıktılar, onlar da başaramadı. Ben de kimsenin benim için gelmesine gerek olmadığını söyledim; daha fazla insan öleceğine sadece ben öleyim daha iyiydi."
SU BASKINI, DONDURUCU SOĞUK VE DOĞUM GÜNÜNDEKİ VEDA
İki asker beton borunun içinde tam 8 ay geçirdi. Ancak bu yılın 14 Şubat günü boruyu su bastı. İki arkadaş, sırılsıklam bir halde sığınaklarını terk edip emekleyerek kaçmak zorunda kaldı. Tam o sırada bölgede şiddetli don olayları başlamıştı.
Aşırı halsizleşen ve güçten düşen ikili, drone'lara yakalanmadan yıkık bir okul binasına ulaşmayı başardı ve telsizle konumlarını bildirdi. Ukrayna drone'ları onlara kuru kıyafetler bıraktı. Ancak Rus keşif uçakları bu ikmal teslimatını fark etti ve hemen ardından bombardıman başladı.
Şarapnel parçaları Vlasenko'nun sol bacağını parçaladı. Ancak ayakları soğuktan o kadar donmuştu ki vurulduğunu hissetmedi bile. Sol bacağı tamamen kullanılmaz hale gelmiş, sadece sağ ayağının üzerinde durabiliyordu. Arkadaşları drone’lar ile tekrar erzak gönderimi yaptığında Vlasenko bu kez sağ bacağını burktu ve artık neredeyse hiç hareket edemez hale geldi.
Açlıktan çaresiz kalan arkadaşı Baski, erzak kutusunu almak için dışarı çıktı. Ancak tam o anda bir düşman drone'u gelerek Baski'yi vurdu. Vlasenko karanlıkta feneri olmadan ona doğru emekledi, ancak yaralarının ne kadar ağır olduğunu göremiyordu. Bütün gece arkadaşının iniltilerini dinledi, ama elinden hiçbir şey gelmedi.
Vlasenko, o kahredici geceyi şöyle anlattı:
"Sadece 'Ah... ay...' diye inliyordu. Hiçbir şey söyleyemiyordu. 'Nereden vuruldun? Bacağından mı? Kolundan mı?' diye sordum. Sadece iniltiler... Onu gücüm yettiğince kendime doğru çektim. Sonra sessizleşti. Sabaha karşı öldü. Onu kurtaramadım. Tam 50. doğum gününde öldü. 16 Şubat'ta yapayalnız kaldım. Hava aydınlanmaya başladığında üzerini örttüm."
RUSYA BOMBALAR YAĞDIRDI, FIRININ İÇİNDE HAYATTA KALDI
Konumunun açık olduğunu bilen Vlasenko, burkulmuş bacağının üzerinde durmaya çalışarak tüfeğini ve taşıyabileceği malzemeleri aldı. Tam hareket edecekken yakında bir patlama meydana geldi. Ruslar ona teslim olması için bir hoparlör çağrısı yapmaya başladı.
Hoparlörden şu ses yükseliyordu: "Kardeşim, burada olduğunu biliyoruz. İnan bana arkadaşların seni kurtaramayacak. Patlamayı duydun, bir sonraki sana gelebilir. Seni öldürmek istemiyoruz. Pencere kenarına bir kutu ya da şişe koy, hazır olduğunu anlayalım. Beyaz bir ışık sana rehberlik edecek. Sonra esaret, takas ve ev...”
Ancak Vlasenko bir an bile tereddüt etmedi, "Rus savaş gemisi, defol git!" diye bağırdı.
Durumu telsizle komutanlarına bildirdi. Kısa süre sonra devasa bir Rus drone'u gürültüyle geldi. Vlasenko yan yatıp dişlerini sıktı ve bombanın düşmesini bekledi. Patlamayla her yer karardı. Hayatta olup olmadığını sadece dişlerinin arasındaki kum ve topraktan anlayabildi.
Tam o sırada harabelerin arasında dökme demir eski bir fırın/soba fark etti. İçindeki küçük delikten içeri girmeyi başardı. "Beni oraya hangi meleğin ittiğini bilmiyorum" dediği anın birkaç saniye sonrasında ikinci devasa bomba düştü. Tüm bina üzerine çöktü, ancak fırın sayesinde yine hayatta kaldı.
ÖLMEMEK İÇİN BACAĞINI KESMEK ZORUNDA KALDI
Vlasenko, yıkıntıların arasındaki o döküm fırının içinde tam 8 ay boyunca hayatta kalma mücadelesi verdi. Ukraynalı arkadaşları drone'larla okul harabesine yiyecek ve tıbbi malzeme bırakıyor, Vlasenko fırından emekleyerek çıkıp malzemeleri alıyor ve tekrar fırına girip saklanıyordu. Fırının içindeyken bile düşman hareketlerini dinleyip merkeze bilgi vererek askeri gözetleme görevini sürdürdü.
Vlasenko, zamanla insan vücudunun yabancı maddeleri nasıl dışarı attığına şahit oldu; vücuduna saplanan şarapnel parçaları tek tek cildinden dökülmeye başladı. Ancak soğuk ısırması ve kan dolaşımının durması nedeniyle nisan ayında sol ayağı çürüdü ve kendiliğinden koptu.
Mayıs ayına gelindiğinde, burkulmuş olan sağ bacağı da tamamen hissizleşti ve sadece sallanmaya başladı. Vlasenko o anı şöyle anlatıyor:
"Bacağın alt kısmı öylece sallanıyordu. Malzeme almak için her emeklediğimde kemiği daha çok çekiyordu, derisi soyuluyordu. Onu kesmem gerektiğini anladım. Aksi takdirde dizime kadar ulaşacak ve onu arkamda sürüklemeye devam edecektim. Bu yüzden kesme kararını verdim. Artık kurtarılamayacağını biliyordum. En azından bir ayağımı tutmak istemiştim ama olmadı. Bacağımı bir tuğlanın üzerine koydum ve bıçağı aldım. Gözlerimden yaşlar akıyordu ama kesmek zorundaydım. Ben de kestim... Zaten yaralı olan sol ayağım daha önce kendiliğinden çürüyüp kopmuştu."
EŞİNDEN GELEN SÜRPİZ YAŞAMA TUTUNMASINI SAĞLADI
Vlasenko’nun aylarca tek arkadaşı, diğer gözlem noktalarındaki askerlerin telsizden “450" (her şey sakin/yolunda anlamında askeri kod) raporlarını dinlemek oldu. Onların sesini duymak, yalnız olmadığını hissettiren tek mutluluk kaynağıydı.
Bu süreçte komutanları ve silah arkadaşları onu yalnız bırakmadı. Drone'larla çikolata, şeker, çay ve sigara gönderdiler. Hatta eşi Tetyana'nın gönderdiği bir paketi bile bıraktılar. Paketin içinden Stephen King'in ‘Outsider’ kitabı çıktı. Vlasenko, eşinin kendisinin ne kadar büyük bir Stephen King hayranı olduğunu hatırlamasına çok şaşırmıştı. Kızını ve ailesini düşünerek yaşama tutundu.
TARİHİN İLK DRONE İLE HAVA TAHLİYESİ OPERASYONU
Yaklaşık bir ay önce Çavuş Lysyi telsizden müjdeyi verdi: "Bir plan yapılıyor. Her şey neredeyse hazır, sadece son rötuşlar kaldı."
Vlasenko bir araç veya ATV geleceğini sanıyordu. Tahliyenin havadan yapılacağını hiç tahmin etmemişti.
Komutanlar Vlasenko'ya drone ile bir cep telefonu bıraktılar. Telefonda, kendisini bir drone'un altına nasıl bağlayacağını gösteren video ile Ukraynaca ve Rusça yazılı talimatlar vardı.
Devasa bir bombalama drone'u harabelere doğru süzüldü. Vlasenko kendisini drone'a sabitledikten sonra kameraya bakarak eliyle kalp işareti ve başparmak yukarı (tamamdır) işareti yaptı.
Drone, Vlasenko'yu 120 metre yüksekliğe çıkardı. Yüzme bilmediği için yolda bir nehre düşmekten korkan Vlasenko, emniyetli bir şekilde Petropavlivka'dan güvenlik bölgesine kadar tam 18 kilometre boyunca havada taşındı. Bu tarihi operasyona 3 adet Vampire drone'u eşlik etti. Bu escort drone'lardan biri Ruslar tarafından düşürüldü.
"BİR MUCİZE... KELİMELERİM YETMİYOR"
491 günlük cehennemin ardından kurtarılan ve şu anda hastanede tedavi gören Vlasenko, kurtarılma anını şu sözlerle anlatıyor:
"Kelimelerim yok... Bu tam bir mucize. Emeği geçen herkese, ne kadar teşekkür etsem azdır. Hepsini tanımıyorum bile ama her birine kendimden bir parça vermek istiyorum."
Şimdiden ‘efsane’ olarak nitelendirilen asker, dünya savaş tarihinde bir hava drone'u ile kurtarılan ilk insan/asker unvanını almasıyla ilgili alçakgönüllü bir jestle sözlerini noktalıyor:
"Birinci olmayı pek sevmem. İkinci olmayı tercih ederdim..."
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.