kaynak olarak ekleyin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Kabine toplantısının ardından şu açıklamaları yaptı: “Cumhuriyetimizin 103. yıldönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olarak Beştepe Millet Ormanı’nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi’ne yine Ankara’da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükümet başkanının katılımıyla COP 31 Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz. Bu ziyaret ve zirveleri Türkiye’nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz.
LİBYA’YLA İMZALANAN ANLAŞMA
Gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği ne ise onu yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükümeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat Türkiye ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat Libya Temsilciler Meclisi tarafından oybirliği ile onaylandı.
TEK LİBYA, TEK DEVLET
Oybirliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye’nin ilk günden beri savunageldiği ‘Tek Libya Tek Devlet’ ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen milli menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya’nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya’da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya’da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.
GOL ATMANIN PEŞİNDE DEĞİLİZ
Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz’le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz’de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını, bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz. Gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir.
TEK PUSULAMIZ TÜRKİYE’NİN ÇIKARI
Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye’nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya’nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum. Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren, Libya’da ne işimiz var diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eden noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum.”
SAVAŞ JARGONU SORUMSUZLUK
Avrupa’daki gösterilere dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şu uyarılarda bulundu: “Siyaseti demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye’ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye hamdolsun her karışında sulhu sükûnun hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir.
TÜRKİYE SOKAĞA TESLİM EDİLECEK BİR ÜLKE DEĞİL
Fakat Avrupa’nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki; Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler. Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır.
MEDYA ÇEŞİTLİLİĞİ
Türkiye medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa’da televizyon kanalı sayısı itibariyle ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye’nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyoruz.
ALENGİRLİ İLİŞKİLER
Farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez. Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıflardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz.”
SAVAŞ UYARISI: BEDELİNİ ÖDEMEK İSTEMİYORUZ
Temennimiz bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır” diyen Erdoğan şunları vurguladı: “Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir.”
EMEKLİYE İYİLEŞTİRME MESAJI
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyette ifade ettim” diyerek şu mesajı verdi: “Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz.”
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.