Pasifik Okyanusu'nda yer alan Naoero, sahip olduğu zengin fosfat yatakları sayesinde 1970'li yıllarda kişi başına düşen gelirde dünyadaki tüm ülkeleri geride bırakarak zirveye yerleşti. Yüzyıllar boyunca adada biriken kuş gübresinin oluşturduğu devasa fosfat rezervlerinin uluslararası pazarlara ihraç edilmesi, küçük ada devletine eşi benzeri görülmemiş bir servet kazandırdı. Ancak plansız tüketim ve madenlerin hızlı tükenişi, ülkeyi tarihin en çarpıcı ekonomik çöküşlerinden birine sürükledi.
DEVLET BEDAVA EV VE ARAÇ DAĞITTI, HALK ÇALIŞMAYI BIRAKTI
Fosfat ihracatından elde edilen milyarlarca dolarlık gelirin ardından Nauru hükümeti, vatandaşlarına bedava barınma, sağlık, eğitim ve ulaşım hizmetleri sundu. Elde edilen gelirlerin doğrudan halka dağıtılmasıyla ada sakinleri çalışmayı tamamen bıraktı. Ülke genelinde lüks spor araç kullanımı hızla yayılırken, devletin emniyet güçleri de sarı spor otomobillerle devriye gezmeye başladı.
30 YIL İÇİNDE MADENLER TÜKENDİ, ADA ÇÖLE DÖNDÜ
Aşırı madencilik faaliyetleri sonucunda adanın iç kesimlerindeki tüm fosfat rezervleri yaklaşık 30 yıl içinde tamamen tükendi. Maden çıkarılan bölgelerdeki bitki örtüsü ve toprak yapısı yok olurken, adanın merkezinde devasa ve çıplak kireçtaşı kayalıklarından oluşan bir çöl tabakası ortaya çıktı. Doğal kaynakların tükenmesiyle birlikte ülkenin yegane gelir kapısı kapandı.
İFLASTAN KARA PARA AKLAMA MERKEZİNE
Fosfat gelirlerinin aniden kesilmesi, Nauru ekonomisini telafisi olmayan bir çöküşe itti. Tüm birikimlerini ve yatırımlarını kaybeden ülke, dış borçlarını ödeyemeyerek resmen iflas etti. Ekonomik krizin derinleşmesi üzerine Nauru yönetimi, alternatif gelir modeli olarak denizaşırı bankacılık faaliyetlerine yönelerek 2000'li yılların başında uluslararası kara para aklama merkezlerinden biri haline geldi.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.