kaynak olarak ekleyin
İstanbul Kongre Merkezi'nde bu yıl 10'uncusu "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla düzenlenen TRT World Forum'un açılışında konuşan Duran, içinde bulunulan dönemin dünyasına son derece önemli bir soru yönelten forumu teşrifleriyle onurlandıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını ilettiğini söyledi.
TRT World Forum'un 10 yıldır olduğu gibi bu yıl da farklı coğrafyalardan, kültürlerden ve düşünce geleneklerinden konukları bir araya getirdiğini belirten Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonuyla uluslararası bir markaya dönüşen platformun bu yılki buluşmasının insanlığın ortak geleceğine ilişkin yeni ufuklar açmasını temenni etti.
Duran, "Uluslararası sistem derin bir eksen kayması ve yapısal kriz yaşamaktadır. Güç merkezleri çoğalırken ortak kurallar aşınmakta, küresel rekabet sertleşirken ortak sorumluluk duygusu zayıflamaktadır. Merkezsizleşen dünyada insanlığın kaderini etkileyen kararların sayısı artarken bu kararların hesabını verecek siyasi idarenin iradesi giderek zayıflamaktadır." diye konuştu.
Mevcut düzende barışın alanı daralırken konvansiyonel savaş risklerinin ve vekalet çatışmalarının arttığını ifade eden Duran, yapay zeka ve dijital teknolojiler üzerindeki hakimiyet yarışının yeni güç ilişkileri doğurduğunu, tekno-faşizmin ise teknolojinin bir tahakküm aracına dönüşmesi riskini büyüttüğünü dile getirdi.
"TEHDİTLER KÜRESELLEŞİRKEN ÇÖZÜMLER MİLLİLEŞİYOR"
Duran, bütün bu tehditler karşısında uluslararası kurumların giderek işlev kaybettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üstelik bu durum, iklim krizinden göçe, salgınlardan gıda güvenliğine kadar küresel dayanışma gerektiren sorunların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Tehditler küreselleşirken çözümler millileşiyor. Bu yapısal krizin en çarpıcı örneğini Gazze'de görüyoruz. Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım, uluslararası sistemin yalnızca krizleri önlemekte değil, varlık sebebi olan barışı, adaleti ve insan onurunu korumakta da yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Uluslararası düzenin en büyük paradoksu da burada yatıyor. Bir yanda mevcut düzeni aşındıran yıkıcı bir merkezsizleşme yaşanırken, diğer yanda daha adil bir uluslararası düzenin inşasına imkan tanıyabilecek kurucu bir boşluk ortaya çıkıyor."
Günümüzdeki uluslararası manzaranın iki dünya savaşı arasındaki dönemi hatırlattığını dile getiren Duran, "O dönemde de büyük güç rekabeti tırmanıyor, ekonomik korumacılık yayılıyor, uluslararası kurumlar etkisizleşiyordu. İnsanlık yeni bir uluslararası mimariyi ancak milyonlarca insanın hayatına mal olan bir yıkımdan sonra kurabildi. Bugün üçüncü dünya savaşı ihtimalinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Peki, aynı tarihsel döngüyü yaşamak zorunda mıyız? 1945'in kurucu iradesine, 1939'un felaketini yaşamadan ulaşamaz mıyız? İşte bu forumda cevap arayacağımız esas soru budur. Bizim Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu soruya verdiğimiz cevabımız açıktır, 'Tarih tekerrür etmek zorunda değildir.'" ifadelerini kullandı.
"YENİ BİR ULUSLARARASI DÜZENİN İNŞASINI ESAS ALAN KURUCU BİR ÇOĞULCULUK ÖNERİYORUZ"
Duran, büyük bir yıkımın ardından masaya oturmanın mecburiyet olabileceğini, yıkımdan önce yeni bir mutabakat kurmanın ise siyasi irade gerektirdiğini vurgulayarak, "Dünyanın ihtiyacı yeni bir savaşın galipleri değil, yeni bir barışın kurucularıdır. Geçmişte bir büyük savaştan sonra yapılan kurumsal yenilenmeyi bugün barış içinde gerçekleştirmek, çağımızın en önemli siyasi imtihanıdır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde yaklaşık çeyrek asırdır tam da bu tarihsel tercihi savunduklarını anlatan Duran, şunları kaydetti:
"'Dünya beşten büyüktür.' diyerek uluslararası sistemin temsil ve adalet açığına dikkat çekiyor, 'Daha adil bir dünya mümkündür.' çağrısıyla bu itirazı yeni bir düzenin inşa iradesine dönüştürüyor. Türkiye olarak merkezsizleşen dünyayı istikrara kavuşturmanın yolunun yeni bir hakim merkez yaratmak değil, farklı güç merkezlerini ortak bir sorumluluk ve hukuk zemininde buluşturmak olduğunu savunuyoruz. Daha dengeli bir güç dağılımını, daha kapsayıcı bir temsili ve ortak sorumluluğa dayanan yeni bir uluslararası düzenin inşasını esas alan kurucu bir çoğulculuk öneriyoruz."
Duran, bugün dünyanın farklı aktörlerinin, geçmişte ertelenen reform ihtiyacının artık ertelenemeyeceğini gördüğünü ifade ederek, Türkiye'nin ortaya koyduğu siyasi irade ve vizyonla bu tarihsel sorumluluğa katkı sunmaya devam edeceğini söyledi.
Bu sorumluluğun önemli bir boyutunun da diplomasinin fikri ve kurumsal zeminini güçlendirmek olduğunu vurgulayan Duran, sözlerini şöyle tamamladı:
"Zat-ı Devletlerinin yürüttüğü zirve diplomasisine, yine sizin vizyonunuz doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak geliştirdiğimiz forum diplomasisiyle katkı sunmaya çalışıyoruz. STRATCOM Zirveleriyle her sene uluslararası iletişim ve güvenlik gündemine yön veren tartışmaları İstanbul'da buluşturuyoruz. NATO Zirvesi kapsamında Münih Güvenlik Konferansı ve SETA işbirliğiyle düzenlediğimiz 'Müttefikler Ankara'da' programında küresel güvenliğin geleceğini, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz Türk Dünyası Diyalog Forumu'nda ise Türk dünyasının ortak geleceğini ele aldık. Gelecek ay benzer bir forumu Afrika-Türkiye Zirvesi sırasında hayata geçireceğiz."
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.