kaynak olarak ekleyin
İstanbul’da geçmiş yıllarda da deprem olmaksızın binaların çökmesi, yapıların güvenliği ve sonradan yapılan müdahalelerin taşıyıcı sistem üzerindeki etkisine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirmişti. Bu tür olaylar, özellikle eski yapıların geçirdiği değişikliklerin ve taşıyıcı sisteme yapılan olası müdahalelerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Bu kez Maltepe’de 7 katlı binada kısmen çökme meydana geldi. Cevizli Mahallesi Doğu Sokak’ta sabah saatlerinde yaşanan olayın ardından ekiplerin çalışmaları devam ederken, binanın geçmişine ilişkin dikkat çeken ayrıntılar da ortaya çıktı.
BİNANIN PROJESİNDE 5 KAT, GERÇEKTE 7 KAT!
Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, belediye arşivlerinde yapılan incelemede binanın projesinde 5 kat bulunduğunu, ancak yapının üzerine sonradan iki kaçak kat eklendiğini açıkladı. Köymen şu ifadeleri kullandı:
“Sabah saatlerinde hem zeminde oturma hem yan yatmayla ilgili ihbar geldi. Olay yerine geldiğimizde binanın bodrum zemin ve birinci katının üzerine oturduğu ve arkaya doğru yattığını gördük. Belediyede bütün arşivimizi açtırdık, yapının riskli olup olmadığına dair bize gelen bir müracaat olup olmadığına, bununla ilişkili herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığına baktık. Bize gelen herhangi bir şikâyet yok. Mesele ise binanın iskanda kaç katlı olduğu. 80’li yıllarda yapılmış bir bina ve projesini arşivden çıkarttığımızda gördüğümüz binanın üzerinde kaçak iki katın olduğu şeklinde. İskanı 5 kat görünüyor, iki kat kaçak. Belediye arşivimizdeki bütün tutanakları kontrol ettik binanın böyle bir durumu var.”
Yaşanan olaydan sonra 1987 yılında yapılan binaya sonradan eklenen bu katların taşıyıcı sisteme ne kadar ek yük getirdiği ve yapının güvenliğini ne ölçüde etkilediği merak konusu.
Binanın giriş katında tekstil atölyesinin bulunması da taşıyıcı sisteme yönelik olası müdahale iddialarını gündeme getirmiş durumda. Kolon veya kirişlerde geçmişte değişiklik yapılıp yapılmadığı, taşıyıcı elemanlara müdahale edilip edilmediği ve böyle bir müdahalenin çökmeye etkisinin olup olmadığı da merak ediliyor.
1- İKİ KATIN SONRADAN VE KAÇAK YAPILMIŞ OLMASI BİNAYI NE ÖLÇÜDE ZAYIFLATMIŞ OLABİLİR?
Yüksek Mimar Neda Yağlı, “Sonuçta burası başlangıçta 5 katlı olarak tasarlanmış ve ruhsatı da bu şekilde alınmış bir bina. Sonradan iki katın kaçak olarak eklenmesi, binanın taşıyıcı sistemine öngörülmeyen ekstra bir yük getirmiş oluyor. Kolon ve kirişler başlangıçta 5 katın yükünü taşıyacak şekilde projelendirilmişken, üzerine iki kat daha eklendiğinde taşıyıcı sistemin maruz kaldığı yük artıyor” dedi.
“Üstelik yaklaşık 38 yıllık bir yapıdan ve geçmişte depremler yaşamış bir binadan söz ediyoruz” diye ekleyen Yağlı, “Taşıyıcı sistem zaten zarar görmüştür. Bu nedenle bugün herhangi bir deprem veya başka belirgin bir dış etken olmadan bu çökmenin yaşanmasında kaçak katların etkisi maalesef büyük” şeklinde konuştu.
Binalar, yapıldıkları dönemin yönetmeliklerine ve projesine göre belirli bir ağırlık ve deprem yükünü kaldıracak şekilde tasarlanır. Mimari proje ve ruhsat harici inşa edilmiş sonradan eklenen kaçak katlar, binanın taşıyıcı kolonlarına ve temel sistemine fazladan yük bindirir. Tek başına bir neden olmasa da kaçak kat olarak inşa edilmiş binalar çok ciddi zararlar verir ve yıkılma riskini artırır.
Kentsel Dönüşüm ve Gayrimenkul Değerleme uzmanı İbrahim Cihan Kurtulan2- ÜST KATLAR AYAKTA KALIRKEN ALT KATLARIN ÇÖKMESİ BİZE NE SÖYLÜYOR?
“Bu durum özellikle alt kattaki taşıyıcı sistemin detaylı incelenmesini gerektiriyor” diyen Neda Yağlı, “Binanın yükü üstten temele doğru aktarılır. Yani çatıdan temele. Bu sırada katlardaki kolonlar çok önemli. Binanın giriş katı dükkân, tasarım olarak kolon kesme hikâyelerini hem duyuyoruz hem de örnekleri gördük. Bu konuda bilinçlendirme ve denetim arttırılmalı. Yaptırımları çok ağır olmalı” dedi.
3- GİRİŞ KATTAKİ İŞ YERİNDE GEÇMİŞTE TAŞIYICI SİSTEME MÜDAHALE EDİLİP EDİLMEDİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
"Aslında bunun tespiti çok zor değil. Binanın ruhsat ve statik projesindeki taşıyıcı sistemle mevcut durum bir inşaat mühendisi tarafından karşılaştırılabilir. 1987 yapımı olduğu için projeye ulaşılamasa bile, taşıyıcı sistemin mevcut durumundan bazı şeyler anlaşılabilir" diyen Neda Yağlı, "Betonarme yapılarda kolonlar arasındaki açıklıklar ve bu açıklıkların nasıl geçileceği bellidir. Örneğin çok geniş bir açıklık varsa bunun uygun bir kiriş veya farklı bir taşıyıcı sistemle çözülmüş olması gerekir. Dolayısıyla taşıyıcı sistemde açıklanamayan bir boşluk görülüyorsa, geçmişte kolon veya kirişe müdahale edilip edilmediği mutlaka araştırılmalıdır. Bazı durumlarda bu tür değişiklikler gözle bile fark edilebilir. Belediyelerin de mevcut durumu onaylı projelerle karşılaştırarak denetim başlatması mümkün" ifadelerini kullandı.
Binanın inşa edildiği alanda yapılacak mühendislik incelemelerinde bilirkişiler tarafından bu araştırmalar yapılır. Bina için daha önce hazırlanmış bir gayrimenkul değerleme raporu var ise böyle bir ihtimalin olup olmadığını daha net ortaya koyabilir.
İbrahim Cihan Kurtulan4- ZEMİNDE OTURMA VE BİNADA YAN YATMA TESPİTİ YAPILMIŞ. ÖNCE ZEMİN Mİ, TAŞIYICI SİSTEM Mİ DEĞERLENDİRİLİR?
“Bir binada bu şekilde hem yan yatma hem de çökme görüldüğünde, sorunu sadece zemine ya da sadece taşıyıcı sisteme bağlamak doğru olmaz. Burada birden fazla faktörün birlikte değerlendirilmesi gerekiyor” diyen Neda Yağlı, şöyle devam etti:
-- Kullanılan malzemenin kalitesi çok önemli. Betonun dayanımı, kullanılan donatının miktarı ve niteliği, demirlerin zaman içerisinde korozyona uğrayıp uğramadığı gibi birçok unsur, binanın taşıyıcı performansını doğrudan etkiliyor. Özellikle eski yapılarda malzeme kalitesi ve geçmişte uygulanan inşaat standartları mutlaka araştırılmalı. Geçmiş dönemlerde deniz kumu kullanımı gibi uygulamaların ve yetersiz donatı kullanımının yapılarda sorunlara yol açabildiğini biliyoruz.
-- Burada yaklaşık 38 yıllık bir binadan ve sonradan eklenmiş iki kaçak kattan bahsediyoruz. Binanın yaşı, geçmişte maruz kaldığı depremler, sonradan yapılan ilaveler, malzeme kalitesi ve zemin koşulları bir arada değerlendirildiğinde, yapının neden bu noktaya geldiğini anlamak açısından bütüncül bir inceleme yapılması gerekiyor.
-- Benim özellikle önem verdiğim nokta ise sadece çöken binaya odaklanılmaması. Çevredeki binaların da kontrol edilmesi ve bölgesel bir zemin etüdü yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü aynı zemini paylaşan çok sayıda bina var. Zeminin taşıma kapasitesi ve bölgedeki olası riskler belirlendikten sonra çevre yapılarda da öncelikli risk taraması yapılması, benzer bir olayın yaşanmasının önüne geçmek açısından çok önemli olabilir.
5- 1987 YAPIMI BİR BİNADA BUGÜN EN KRİTİK RİSKLER NELER? VATANDAŞLAR NELERE DİKKAT ETMELİ?
“Yurt dışındaki binalara baktığımızda 100 yıllık, 500 yıllık, hatta 1000 yıllık yapıların hâlâ ayakta olduğunu ve hatta devlet tarafından korunduğunu görüyoruz. O yüzden bir binanın sadece eski olmasının tek başına çökme sebebi olduğunu düşünmüyorum” diyen Neda Yağlı, çok önemli bilgilerin altını çizdi:
-- Türkiye’nin inşaat geçmişine baktığımızda, özellikle geçmiş yıllarda yapı denetimlerinin bugün kadar güçlü olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla burada binanın yaşından çok, nasıl yapıldığı, hangi malzemelerin kullanıldığı, ne kadar denetlendiği ve sonradan herhangi bir müdahale yapılıp yapılmadığı önemli.
-- Bu nedenle kentsel dönüşüme çok daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle depremden etkilenmiş ya da ileride çökme ve yıkılma riski taşıyan yapıların hızlı bir şekilde tespit edilip dönüşüme alınması gerekiyor. Biz mimarlar olarak beklentimiz, insanların güvenli ve sağlıklı yapılarda yaşaması. Bunun için de riskli yapıların tespitinin ve kentsel dönüşüm süreçlerinin daha hızlı, daha planlı ve daha etkin şekilde yürütülmesi gerektiğine inanıyorum.
Binalar tek bir mevzuata göre değil, yapının amacına, güvenliğine, teknik donanımına ve çevresel şartlarına göre birden fazla temel kanun ve yönetmeliğe esas alınarak inşa edilir.
Türkiye bina deprem yönetmeliği kapsam içerisinde Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esaslarıyla birlikte Rapor Formatı ve planlı alanlar imar yönetmeliği en temel yönetmeliktir.
Netice olarak binanın hem inşa edilme süreci ile zemin tipinin uygun olması temel konudur ve bu iki faktörden biri eğer doğru hesaplanmamışsa binanın yıkıma uğraması muhtemeldir.
İbrahim Cihan Kurtulan
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.