Moda sektöründe üretim fazlası kumaşlar, kullanılmayan deri stokları ve atıl tekstil ürünleri, girişimlere yeni iş alanları açtı. Türkiye'den ve dünyadan şirketler, bu malzemeleri çanta, kıyafet ve aksesuarlara dönüştürürken bazı girişimler tekstil atıklarından yeni hammaddeler elde etmeye odaklandı
Moda sektöründe üretim sırasında ortaya çıkan atıklar, kullanılmayan kumaşlar ve satılamayan ürünler yeni iş modellerinin geliştirilmesine zemin hazırladı. Türkiye'den ve dünyadan girişimler, yeni hammadde satın almak yerine üretim sisteminde kullanılmadan kalan malzemeleri yeniden değerlendirerek çanta, kıyafet, aksesuar ve farklı ürünler üretmeye başladı.
Bu modellerde deri kesimleri çanta ve cüzdanlara, fazla kumaşlar yeni kıyafetlere, kullanım dışı tekstil ürünleri ise farklı işlevlere sahip ürünlere dönüştürüldü. Bazı girişimler kendi markalarıyla tüketicilere satış yaparken bazıları moda markalarına ve kurumlara yönelik dönüşüm hizmetleri geliştirdi. Tekstil atıklarını yeni hammaddelere dönüştüren şirketler ise biyoteknoloji ve geri dönüşüm teknolojileri üzerine çalıştı.
LÜKS MODA ÜRETİMİNDEN KALAN DERİLER DEĞERLENDİRİLDİ
ABD merkezli Hyer Goods, lüks moda markalarının üretiminden kalan deri stoklarını kullanarak çanta, cüzdan ve aksesuar üreten girişimler arasında yer aldı. Tasarımcı Dana Cohen tarafından Kasım 2019'da kurulan şirket, Hermès, Chanel ve Valentino gibi markaların üretiminden kalan derileri değerlendirdi.
The Guardian'ın yayımladığı habere göre Hyer Goods, üretimden kalan deri malzemelerin yaklaşık 7 bin poundunu çöpe gitmekten kurtardı. Şirket, malzemeleri İtalya'daki küçük atölyelerle çalışarak sınırlı miktarlarda üretilen çanta ve cüzdanlara dönüştürdü.
Hyer Goods'un internet sitesinde yer alan bilgilere göre üretim, İtalya'daki aile işletmelerine ait atölyelerde sürdürüldü. Şirketin Türkiye'de de fazla iplik stoklarını değerlendiren bir üretim ortağı bulundu. Şirket, 2026 yılı üretim dağılımında birimlerin yaklaşık yüzde 25'inin Türkiye'de üretilen trikolar olduğunu açıkladı.
TEKSTİL ATIKLARI YENİ HAMMADDELERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Almanya merkezli Re-Fresh Global, tekstil atıklarını biyoteknoloji temelli bir sistemle yeni hammaddelere dönüştürmeye odaklandı. Şirketin açıkladığı sürece göre tekstil atıkları mekanik olarak parçalandıktan sonra enzimatik işlemden geçirildi. Filtrasyon ve ürün hazırlama aşamalarının ardından farklı sektörlerde kullanılabilecek malzemeler elde edildi.
Şirket, pamuk gibi doğal liflerden selüloz temelli malzemeler üretirken polyester içeren tekstil atıklarından da yeni uygulamalarda kullanılabilecek tekstil hamuru elde etti. Bu malzemeler ambalaj, otomotiv iç mekânları, yapı malzemeleri ve farklı endüstriyel uygulamalarda değerlendirilebildi.
Re-Fresh Global'in iş modeli yalnızca geri dönüşüm teknolojisi geliştirmekle sınırlı kalmadı. Şirket, kendi açıklamasına göre Volkswagen Grubu bünyesindeki şirketler ve diğer uluslararası müşterilerle ticari pilotlar ve ürün alım anlaşmaları yürüttü. Ayrıca geliştirdiği sistemin üçüncü taraflarca kullanılabilmesi için lisanslama seçeneği sundu.
Şirketin 2026'daki faaliyetleri de devam etti. Re-Fresh Global, Haziran 2026'da Brüksel'de düzenlenen Textiles Recycling Expo'ya katılırken Temmuz 2026'da yeni CEO'sunun atandığını duyurdu.
TÜRKİYE'DE ATIK KUMAŞLAR TASARIMA DAHİL EDİLDİ
Türkiye'deki örneklerden biri, tasarımcı Roksan Sarfati tarafından 2016'da kurulan MAH-ROC oldu. Marka; kullanılmayan kumaşları, üretim fazlalarını, vintage malzemeleri ve geleneksel el dokuması tekstilleri kullanarak çanta, giysi ve farklı ürünler üretti.
Üretimde Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan ve artık değerlendirilmeyen kumaşlar temizlenerek renk ve dokularına göre ayrıldı. Ardından bu malzemeler yeniden kalıplanarak ürünlere dönüştürüldü.
İstanbul merkezli Alt Üst de 2019'da Selen Konuk, Selin Karcı ve Şahin Mesrur Paksoy tarafından kuruldu. Marka, daha önce kullanılmış kıyafetleri, fazla kumaşları ve tekstil atıklarını tasarım malzemesi olarak değerlendirdi.
Markanın internet sitesinde üretimin ağırlıklı olarak ölü stok ve fazla kumaşlardan, sınırlı miktarlarda gerçekleştirildiği belirtildi. Ürünler arasında iki pantolonun ön parçalarından üretilen üstler ile önceki üretimlerden kalan gömlek parçalarıyla hazırlanan ürünler yer aldı.
KURUMLARIN ATIL TEKSTİLLERİ YENİ ÜRÜNLERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Türkiye'de faaliyet gösteren Twoandfive, moda markalarının ve kurumların kullanım dışı kalan tekstil ürünlerini yeni ürünlere dönüştüren bir iş modeli geliştirdi. Şirket, moda markalarının elde kalan ürünlerinden personel kıyafetlerine ve otel tekstillerine kadar farklı malzemeleri değerlendirdi.
Twoandfive'ın internet sitesindeki portföyünde, tek bir pantolondan pasaport kılıfı, cep çantası, kese, anahtarlık ve kalemlik gibi ürünlerin geliştirildiği çalışmalar yer aldı. Bir gömlek ve kravat kullanılarak çanta, kartlık ve defter ayracı üretildiği örnekler de bulundu. Şirket ayrıca otel tekstilleri alanında Best Western için araştırma ve geliştirme ile numune çalışması yürüttüğünü belirtti.
Bu modelde şirketler, ellerindeki kullanılmayan tekstil ürünlerini dönüşüm için Twoandfive'a sundu. Malzemeler incelendikten sonra ürünün türü, miktarı ve durumu dikkate alınarak yeni tasarımlar geliştirildi. Böylece girişimin müşterileri yalnızca bireysel tüketicilerden değil, stok fazlası veya kullanım dışı tekstil ürünleri bulunan kurumlardan da oluştu.
Nivo da kullanılmış veya kullanım dışı ürünlerin toplanması, yenilenmesi ve yeniden kullanıcılarla buluşturulmasına dayalı bir döngüsel moda sistemi oluşturdu. İstanbul'daki merkezinin yanı sıra Gebze'de Renewal Hub adlı yenileme merkezi bulunan şirket, ürünlerin yeniden kullanıma sunulmasına odaklandı.
GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ PLASTİK ŞİŞELER ÜRETİMDE KULLANILDI
ABD merkezli Rothy's, geri dönüştürülmüş plastik şişelerden elde edilen malzemeleri ayakkabı ve çanta gibi ürünlerinde kullandı. Şirketin internet sitesinde plastik şişelerin ürünlerde kullanılan ipliğin hammaddesi olduğu belirtildi.
Rothy's, örme üretim yöntemi sayesinde ayakkabı ve çanta üretimindeki üst malzeme atığının yüzde 1'in altında kaldığını açıkladı. Şirket ayrıca kendi fabrikasının LEED Gold ve TRUE Zero-Waste sertifikalarına sahip olduğunu bildirdi. Bu oran ve sertifikalara ilişkin bilgiler şirketin kendi açıklamalarına dayandı.
BÜYÜK MARKALAR VE GERİ DÖNÜŞÜM TEKNOLOJİLERİNİN SINIRLARI
Tekstil atıklarını yeniden değerlendirme girişimleri, büyük moda markalarının geri dönüşüm programlarıyla birlikte ele alındı. Ancak geri dönüşüm teknolojilerinin ticari ölçekte yaygınlaşması, hammadde maliyetleri, atıkların toplanması ve işlenmesi için gereken altyapı gibi sorunlarla karşılaştı. Reuters'ın incelemesine göre Avrupa'da tekstil atıklarının geri dönüşüm oranı yüzde 1'in altında kalırken, atık miktarının 2035'e kadar yüzde 40'tan fazla artabileceği öngörüldü.
Avrupa'da tekstilden tekstile geri dönüşümün 2035'e kadar yüzde 15'e çıkarılması için 8-11 milyar Euro'luk yatırım gerekebileceği belirtildi. Geri dönüştürülmüş polyesterin maliyetinin yeni polyesterin yaklaşık 2,6 katına ulaşması da sektörün karşılaştığı zorluklar arasında yer aldı.
Reuters'ın bir başka haberinde, H&M destekli Syre girişiminin ABD'li perakendeciler Gap ve Target'a geri dönüştürülmüş polyester tedarik edeceği bildirildi. Bu anlaşma, geri dönüşüm teknolojilerinin büyük markaların tedarik zincirlerine dahil edilmesine örnek oluşturdu.
Öte yandan İngiltere Rekabet ve Piyasalar Kurumu, ASOS, Boohoo ve George at Asda'nın çevresel pazarlama iddialarına ilişkin incelemesinin ardından şirketlerden taahhütler aldı.
Tekstil atıklarını değerlendiren girişimler, fazla kumaş ve deri stoklarını yeni ürünlere dönüştürürken bazı şirketler atıklardan endüstriyel hammadde üretti. Bu modellerin yaygınlaşması; hammadde tedariki, yatırım maliyetleri, üretim kapasitesi ve müşteri talebine bağlı kaldı.
- Ana Sayfa
- Yazı Boyutu
- Paylaş
-
- Kaydet
- Görüntüle
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.